Damien Hirst Resime Geri Döndü..

Screenshot 2018-03-20 20.55.09

How to paint it?

Screenshot 2018-03-21 19.59.03

Damien Hirst, 90’lı yıllardan itibaren güncel sanatın en aykırı, yaratıcı ve de zengin sanatçılarından biri. Son yıllar boyunca ağırlıklı olarak yaptığı heykel ve mix-media eser ve sergilerinden sonra, resme geri döndü. Daha önce çalıştığı çok renkli noktalı büyük boy resimleri, ‘The Pharmaceutical’, en tanınmış kendisi ile özdeşleşmiş eserlerinden. Şimdi bu noktaları hem ‘Pointillism’ akımının öncüsü ‘Seurat’ ve yine izlenimcilik akımına dahil olan Bonnard ‘dan aldığı ilham ile daha dışavurumcu fırça darbeleri ile katmanlar şeklinde uygulamış. Sanatçı, bu şekilde renk arayışı süreci ve bunları nasıl algıladığımız üzerine çalıştığını söylüyor. Daha önceki eserlerini kalabalık bir asistan ekibi ile tamamlamasına karşın, ‘ The Veil Paintings’ isimli bu çok büyük boy resimlerin hepsini kendisi yapmış. Gagosian Gallery Los Angeles’te 14 Nisan’a kadar sergi görülebilir.

Screenshot 2018-03-20 20.55.27

Screenshot 2018-03-20 20.55.39

Screenshot 2018-03-20 20.55.52

AE denim project

Untitled-2 (1)

Blue Jean‘, her yıl ve her sezon değişen renk ve kesimleri ile hepimizin vazgeçilmezi. Pratik, zamansız ve popüler. Bir jean içinde özel hissetmenin ve farklı görünmenin en kısayolu ise; kişiselleştirilebilir, el boyaması bir ArzuEndam denim. Limitli sayıda ceketlerden oluşan bu koleksiyonu Hip Hop ve Punk’ın yükselişte olduğu 80’lerin Amerika’sı, ‘Pop Art’ ayrıca hayran olduğum Basquiat resimlerinden esinlenerek tasarladım.

IMG_0449

IMG_0509

 

O dönemin kodlarını jean felsefesine çok yakıştırıyorum. Jean giysileri hemen her kesim, her kültürel grup tercih ediyor. Eşitlikçi, özgür, şık ve popüler. O dönem de, genel olarak hiyerarşiyi yok eden, iyi sanat, kötü sanat kavramları arasındaki sınırları kaldıran ve güncel hayatı ve popüler kültürü yücelten ‘Pop Art’ akımının da devam ettiği bir süreç.  Sanatçılar kavramsallıktan uzaklaşarak, özgürce kendilerini görsel açıdan ifade etmek için dışavurumcu ve yenilikçi olarak büyük ölçeklerde çarpıcı resimler yaptılar.

IMG_0508

IMG_0506

O dönemki graffitilere gönderme yapan desenleri, sloganları deneysel bir şekilde fırça ile direkt ceketler üzerine uyguladım. Ayrıca yine dışavurumcu bir şekilde ceketlerin önüne büyük ölçekte portreleri yerleştirdim. Toplamda bu koleksiyonda 30 adet ceket ortaya çıkacak. Yaptıkça buradan süreci paylaşacağım. Nisan Ayı itibarı ile tüm seriyi tamamlanacak. Bu ceketler http://www.designersofoz.com/en/ İzmir ve Alaçatı mağazalarında görücüye çıkacak. Ayrıca sipariş üzerine de limitli olarak çalışıyorum. Bunun için mail adresime talebinizi yollayabilirsiniz.

Bir jean ile asla rüküş olamazsınız.

Yorum ve düşüncelerinizi beklerim:)

 

 

ArzuEndam

IMG_0025

Herşey bir çizimle başladı. Değişik tekniklerle yaptığım onlarca çalışmadan sonra elime geçen farklı materyalleri de boyamaya başladım. Eski giysiler, T-shirt ve gömlekler, vs. Burada en önemli motivasyon kaynağı, ortaya güzel ve farklı bir şey çıkarmak ve aşina olduğum eşyalarıma yepyeni bir yüz kavuşturmak diyebilirim.

Özellikle son yıllarda günümüzün gerçeği olan tüketim çılgınlığı, ‘Fast Fashion’ olarak adlandırılıyor. Bunun sonucu olarak bu çok büyük ölçekte üretimin çevreye ve elverişsiz koşullardaki emekçilere olumsuz etkisi ve atık sorunu tüm dünyada bir farkındalık yarattı. Bu durum etik değerler ve geri dönüşümü merkeze alan oluşum ve markaların da çoğalmasına yol açtı.

İşte tam bu nedenle, sadece tüketici olmayıp bir şeyler üretmek ve bu özgün tasarımları çevremdekiler ile paylaşmak ArzuEndam‘ın çıkış noktası oldu.

DSC_1032

Boyadığım kumaşlar ile hafif, zamansız ve pratik giysiler ve ev tekstil aksesuarları tasarlayıp diktirmeye başladım. Aynı zamanda mevcut giysileri de modifiye ederek ‘unique’ parçalara dönüştürüyorum. Sanat bütün bu çalışmalarının merkezinde yer alıyor.  Su bazlı boyaları fırça ile genellikle direkt materyal üzerine uyguluyorum ve, veya değişik baskı teknikleri uyguluyorum. Bir tema ve hikaye çerçevesinde hareket etmekle beraber genelde süreç deneysel ilerliyor. Dışavurumcu bir teknik ile çalışıyorum. Bazen sonuç beklenmedik sürprizlerle geliyor.

IMG_1636

IMG_0293

Bugün kalite ve etik değerlere sahip olmak ile birlikte en büyük lüks ‘kişisellik‘. Hemen herkes kendini doğru ifade etmek, iyi ve özel hissetmek istiyor. Limitli üretilen ürünler, bir vaadi olan tasarımları tercih eden yeni tüketici profili artık daha az ama yıllarca beraber olacağı parçaları alıyor.

 

 

İngiltere’de Bulunan Resimdeki Kır Evine 2 Pound’a sahip olabilirsiniz…

Screenshot 2018-01-25 12.09.42
Gün geçmiyor ki iş dünyasındaki yaratıcı ‘Fund Raising’ projelerine yenisi eklenmesin.
İngiliz Şapka tasarımcısı Tricia Hamilton, 1 milyon Pound istediği North Somerset İngiltere’de bulunan evini alışılmadık bir biçimde satmayı planlıyor.
Asıl amaç bir süredir satışta olan evi elden çıkarıp hem işine kaynak yaratmak hem de 91 yaşındaki annesine yakın olmak için doğduğu şehre dönüp yerleşecek finansal imkanı sağlamak.

Bristol yakınlarında bulunan 1829 tarihli 17 odalı ev çiftlik evi daha önce orjinali korunarak restore edilmiş. Ev tüm arazi ve içindeki çeşitli müştemilat evler de dahil olarak sunulacak.
Katılmak isteyenler 2 Pound tutarında katılım ücretini ödeyerek bu projeye dahil olabilir.
15 Şubat tarihinde yapılacak olan bir yarışma sonrası kazanan kişi evin sahibi olacak.
Yarışmada, katılımcılara bilgi ve mantık gerektiren sorular sorulacak. Yasal bir komisyon gözetiminde kazanan açıklanacak. Satıştan elde edilen gelirin bir kısmının da evsizler için kurulan bir yardım derneğine gideceği belirtiliyor.

Tasarımcının daha önce BBC’de ki ‘One Show’ programına katılmasından sonra yarışmanın da televizyondan canlı yayınlanması bekleniyor.

Bunun için önce winmyhouse sitesindeki yarışmaya mail adresiniz ile kayıt olmanız gerekli. Konfirme ettikten sonra tarafınıza gönderilen mail açıklamasında İlerleyen günlerde sonraki adımlar için bilgilendireceklerini söylüyorlar.

İlk başta biraz şaşırdım. Ancak gerçekten zekice bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Sonuçta kaybedeceği bir şey yok. Herşeyden önce sıkı bir reklam kampanyası olarak değerlendirilebilir.
Açıkçası ben de kayıt oldum. Bakalım ne olacak? Neticede Milli Piyango’dan büyük ikramiye çıkma ihtimalinden daha düşük değildir.

Bu yazı Travel+Leisure ve Bristol Post’ta ki haberlerden derlenmiştir.

Markasını bilmeseniz şu an kullandığınız parfümü seçer miydiniz?

Screenshot 2018-01-10 09.43.10

Kokular benim de içine dahil olduğum bazı insanlar için elzem. Tek bir alışveriş hakkım ve önümde iki seçenek, örneğin şık bir ayakkabı ve tasarım bir parfüm olsa pek çok kere o seçim hakkımı kokudan yana kullanırım. Peki parfüm alışverişimizi genelde nasıl yaparız?

Çoğumuz çok markalı kozmetik ürünlerin satıldığı parfümeriler veya duty free den almayı tercih ediyor. Önce deneyimliyoruz tabi ancak satış görevlisinin yorumu, ürünün ambalajı ve doğal olarak markası da tercihlerimizde rol oynuyor.

Futuristik Yaklaşımlar

Şimdi bir mağaza hayal edin. Parfüm almak için gidiyorsunuz,  markasız tek tip şişelerde sunulan örnekleri deneyimleyerek seçiminizi yapıyorsunuz.

Bir kaç denemeden sonra beğendiğiniz kokunun, bir erkek kokusu olduğunu öğrendiniz. Reaksiyonunuz ne olurdu?

Kendini futurist olarak tanımlayan Mindy Yang, NewYork Manhattan’da müşterilerine işte böyle bir deneyimi sunan ‘Perfumarie’ isimli mağazasını açtı.

Screenshot 2018-01-10 09.38.48

Aylık seçki ile gizemli kokular şişelerde.

Geçen yıl Kasım Ayı’nda açılan mağazada parfümler, markasız şişelerde numaralanarak, en hafiften daha güçlüye olacak şeklinde rafta sıralanıyor.
Müşteriler numara sırasına göre kokuları deniyor, en beğendikleri ikisini üzerilerinde denemeleri öneriliyor. Sonunda satın almaya karar verilen ürün yine markasız bir ambalajda müşteriye teslim ediliyor. Her ay sonu tüm parfümlerin esas markası mağazada bir kokteyl ile açıklanıyor. Bütün müşterilere mail ile aldıkları parfümün markası da bildiriliyor.

Screenshot 2018-01-10 09.40.31

Sonuçlar bazen sürprizli tabi. Geçen Kasım en fazla tercih edilen best seller koku, çok da pahalı olmayan Pitbull Man çıkmış. Marka mixi, geniş bir fiyat skalasında butik ve seri üretim parfümleri arasından seçiliyor. Her ay 32 adet parfüm seçkisi bu şekilde oluşturuluyor. Bu sistemi bir ‘hybrid business model’ olarak tanımlayan girişimci, bu alanda sektördeki tüm dünyadan büyük firmalar ile, butik parfüm üreticileri ile işbirliği içinde olarak onlara da bir anlamda market araştırması için fırsat veriyor.

Perakende dünyası sürekli yenilikler peşinde. Değişen tüketici alışkanlıkları, teknolojik gelişmeler firmaları, girişimcileri farklı deneyimlere sürüklüyor. Mindy Yang ayrıca bu iş modelini franchise ile yaygınlaştırmayı hedefliyor.

http://www.perfumarie.com

Dip Not: Bunun gibi deneyim sunan mağazacılık modellerine farklılık ve çeşitliliği artırmak için ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Böylelikle hemen hemen aynı marka mixlerin bulunduğu tek tip AVM’leri daha cazip kılmak mümkün olur.

Tembeller için yeni yılda fit kalma önerileri..

Oldum olası düzenli bir spor yapma alışkanlığım olmamıştır. Bir ara yaklaşık üç ay boyunca yogaya gittim aksatmadan, onun dışında hiç bir spor salonu üyeliğimi tam hakkıyla kullanamadım bugüne kadar. Tüm yaptığım mümkün oldukça her yere yürüyerek gitmek. Bu konuda Gülse Birsel’i feyz alıyorum. Aman nasıl güzel tavsiyeler veriyor bazen yazılarında, takibindeyim.

Geçenlerde bir Tedx Talk videosu seyrettim. Fitness uzmanı ve fashion model, Roger Frampton, ‘ Neden oturmak bizi mahveder?’ isimli TEDx konuşmasında minimum efor ile nasıl maximum sonuçlar alınabileceğini anlatıyor.

Why Sitting Down Destroys You – Roger Frampton – TEDxLeamingtonSpa

Yeni doğduğumuzda ve yanlış hareket etmeyi öğrenene kadar omurgamız J formunda,yani olması gerektiği gibi. Daha sonra yapısı bozularak S formunda bir omurga haline geliyor. Uzun süre sabit pozisyonda oturmak omurganın şeklini bozan en büyük sebep. Bilgisayar başında uzun saatler çalışmak, yine hareketsiz televizyon izlemek gibi aktiviteler, vücüt iskelet ve kas sistemini güçsüzleştirip deforme ediyor. Bulduğumuz her fırsatta ayağa kalkıp hareket etmemizi öneriyor. Ya da en azından yapabileceğimiz herşeyi ayakta halletmemiz gerekiyor.

Fit bir vücuda sahip olmak için yapabileceğimiz en basit şey bebek ve küçük çocukları izlemek. Örneğin 3 yaşında bir çocuğun yaptığı çömelme hareketi. Çocuklar 4-5 yaşından itibaren sandalyede oturmaya başladığından itibaren iskelet yapısı yavaş yavaş bozuluyor. Özellikle okula başladıklarında saatlerce sınıfta, sıralarda oturuyorlar düşünsenize.

Çocukların sıklıkla yaptığı hareketlerden her gün kolayca uygulayabileceğimiz basit 3 hareket şöyle:

1-  Ayaklarımız, topuklarımızla yere tam basarken, dizlerimizi kırıp 3 dakika boyunca çömelmek. Baş dik, dizler açık bir şekilde en iyi sonuç alınıyor. Bu hareket aynı zamanda sindirim sistemini de düzene koymaya yardımcı oluyor. Squat pozisyonu.

2- Yere oturup bacaklarımızı mümkün olduğunca iki yana açıyoruz. Öne doğru hafif vucudumuzu eğip esniyoruz. Pancake pozisyonu.

3- Yüzüstü yere yatıp dirseklerimizden destek alarak başımızı yukarı geriye kaldırıyoruz. Sfenks pozisyonu.

Açıkçası ben uygulamaya başladım. Günün her anında yapılabildiği için kendinizi programlamanıza ve çok bir süre ayırmanıza gerek yok.

Sağlıklı bol hareketli günler geleceğimiz için bir yatırım.

Avupa’da iş kurmak isteyen girişimciler, Station F Paris sizleri bekliyor.

paris Paris’te bir şeyler oluyor.
Bu ara bir çok yabancı kaynakta karşıma çıkan bir konu var.
Kısaca özetlersem, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkış kararı zaten ülke gündeminde ve hala tartışılıyor. İngilizler pişman mı bilinmez ama bu konuyu kendisi ve ülkesi için avantaja çevirmek isteyen biri var; Fransa Cumhurbaşkanı Macron. Seçim kampanyası sürecinde seçilmesini sağlayan en önemli etken olan ülkedeki iş sayısı ve yatırımları artırma yönündeki vaatlerini gerçekleştirmek için kararlı adımlar atıyor. Öncelikle Londra’da hali hazırda faaliyet gösteren finansal kurumların dolayısıyla tüm çalışanlarının Paris’e taşınması için sıkı bir çalışma içinde. Bununla da kalmayıp tüm kıtada büyük ve orta ölçekte iş sahiplerinin, avukatların, akademisyen ve girişimcilerin de Paris’i baz edinmeleri için cazip teşvik ve düzenlemer yapıyor.

Tabi bu haberlerin benim dikkatimi çeken kısmı bu güne kadar hem lokal yaşayanlar hem de bürokratik anlamda Londra’ya göre çok daha kapalı ve snop takılan bu şehrin ülke dışından gelecek girişimciler için yavaş yavaş kucak açıyor olması.

Paris, turistik ve romantik bir yer olmakla birlikte, kreatif bir iş yapanlar için inanılmaz ilham verici bir yer. En azından benim için öyle.

Şu an itibarı ile Paris’te bir şekilde yaşama, çalışma isteğinde olan girişimciler dikkat;

Dün Monocle radyo’da dinlediğim bir röportaj sırasında öğrendiğim bir oluşum,    dünyanın en büyük start-up kampüsü Station F hayata geçti ve bir çok sponsor ile birlikte çeşitli programlar sunuyor. Ortak çalışma alanları, konaklama binaları, restoran ve kafeleri ve alışveriş alanları ile bir yaşam merkezi gibi hizmet veriyor. ( Bu cümle biraz bizim inşaat projeleri tanıtımına benzedi.)

En önemli kısmı; kendi vatandaşlarının sahip oluğu ayrıcalıklara ve önceliklere sahip olmayan dünyanın her yerinden gelecek girişimcilere kucak açıyor ve bir yıl boyunca kampüsten, mentorluk programlarından ve konaklama dahil tüm kaynaklardan bedava yararlanma hakkı tanıyor.

Web sitelerinden bu programa başvurabilirsiniz.
Seçim sürecinde projeniz ile ilgili bir iş planı istiyor tabi ki.

Bence bir denemeye değer. Ben de başvuracağım galiba. Konu ile ilgilenen olursa yorum yapın. Gelişmelerden haberdar ederim sizi.

Detaylı bilgileri kendi internet sitelerinde bulabilirsiniz. https://stationf.co

Bu yazı NY Times, Monocle ve Daily Express sitelerindeki haberlerden derlenmiştir.