Kaliteli Bir Şaraba Yatırım Yaparak Altın’ın Getirisinden Fazla Kazanabilir miyiz? Ve Yapay Zekanın Buna Katkısı..

Bu enflasyonist ortamda hisse senedi ve tahvillere yatırım yapmak hâlâ akıllıca bir karar olsa da, çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturmak piyasa dalgalanmalarına karşı koruyacak farklı alternatifler yaratmak riski minimize etmeyi sağlar. Altın, kripto para gibi emtialar yanında, daha keyifli ve lezzetli bir yatırım aracı daha var: Şarap.

Şarap ticareti için kurulan küresel bir pazar yeri olan Liv-Ex, London International Vintners Exchange, 2020’de belirlenen tüm önceki rekorların 2021’de aşıldığını ve bu yılın ikincil kaliteli şarap pazarı için şimdiye kadarki en başarılı yıl olduğunu kaydetti. Kaliteli şarap yatırımı, bu yıl şu ana kadar olan Dolar bazında ki %20,83’lük getirisi ile dünyada birçok hisse senedi piyasası ve altının yüzdesel getirisini geride bıraktı.

Cult, kaliteli şarap yatırımını basit, adil ve daha güvenli hale getirmek için şarap bilgisini, bir yatırım ekibini ve veri odaklı teknolojiyi birleştiren bir yatırım şirketi. Ona göre şarap yatırımının diğer varlıklara göre en üstün yanı; makro gelişmelerden etkilenmemesi. Pandemi süreci boyunca talebin ve ikincil piyasada getirinin azalmaması buna bir örnek. Arz sınırlı, buna karşılık iyi şarap talebi gün geçtikçe artan bir ivme sergiliyor sunulan veriler baz alındığında.

Bu gelişmeler paralelinde dünyada bir çok startup bu alanda inovasyon yapmak için teknoloji ve özellikle yapay zekayı süreçlerde kullanarak farklı yaklaşımlar benimsiyor.

Bir bilgisayara şarabı “tatmayı” öğreten bir California girişimi olan Tastry, şarap üreticilerinin ürünlerini geliştirmelerine ve yeni müşteriler çekmelerine yardımcı olmak için teknolojiyi kullanıyor.

Kurucu Katerina Axelsson’un ifadesine göre, Tastry, yılda on binlerce şarabı analiz etmek için yapay zeka (AI) kullanarak, şarap üreticilerinin ve perakendecilerin daha verimli bir şekilde çalışmasına yardımcı olmak için çok büyük miktarda veri üretiyor.

Katerina, fikrin daha bir kimya öğrencisiyken çalıştığı bir şarap imalathanesinde aklına geldiğini belirtiyor. Çalıştığı dönemde üretilen örneğin 100,000 galon şarabın ikiye bölündüğünü ve iki ayrı marka olarak konumladırıldığını, bu iki farklı markanın da aynı şarabı farklı şişelerde ve farklı fiyat etiketi ile satışa sunduğunda alınan yorum ve kritiklerin de farklı olabildiğini şaşkınlıkla izlediğini söylüyor.

Süreç şöyle işliyor; önce binlerce bileşiği tanımlayarak şarap örneklerini analiz ediliyor. Yapay zekayı kullanarak bu bileşiklerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini görüp şarabın lezzet profilini oluşturuluyor. Daha sonra bu profilin lezzetini, aromasını, dokusunu ve rengini veri tabanındaki diğer şaraplarla karşılaştırmak için yapay zeka kullanılıyor.

Bu araştırmalar sonunda yarattığı ‘BottleBird‘ isimli aplikasyon, bir test vasıtasıyla katılımcının lezzet tercihlerini alarak ona en uygun şarabı öneriyor.

İş modelinde, ayrıca, şarap üreticisi markalar da şişelerinin analiz edilmesi için bir ücret ödüyorlar ve bunun karşılığında, şaraplarının yerel veya bölgesel düzeyde fırsat pazarlarında nasıl algılandığını belirleyebilecekleri bir iç görü panosu dediğimiz şeye erişebiliyorlar.

Bu algoritmik yaklaşıma itirazlar da yok değil. Londra’daki şarap severler için özel bir klüp olan 67 Pall Mall’da şarap şefi ve sommelier ustası Ronan Sayburn, “Bu, bir bilgisayarın bir sanat eserini analiz etmesi gibi” diyor.

Kritik,” İnsanların daha önce içtiklerine dayanarak, bir bilgisayarın onlara içmelerini söylediği şeyi takip etmeye ne kadar hevesli olacağını bilmiyorum” diyor. “Bence şarabın çekiciliğinin bir kısmı kendi fikirlerinizi oluşturuyor.” Sayburn, teknolojinin amatörler için servis sıcaklığı, havalandırma süresi ve yemek eşleşmeleri konusunda tavsiyelerde bulunabileceğini kabul ediyor. “Fakat konu çok duygusal bir konu olduğunda, bence insan teması olmalı” diyor.

Axelsson, Tastry’nin sommelier’in yerini tutmayacağı konusunda hemfikir. Ancak ürününün ölçeklenebilirliğinin, yılda bir insanın tadabileceğinden daha fazla şarabı analiz etmeyi mümkün kıldığını söylüyor.

Bu arada kaliteli şarap yatırım dünyasına erişimi demokratikleştiren dijital bir platform olarak yola çıkan  Vinovest, dünyanın ilk yapay zeka destekli şarap ‘Robo Danışmanı’nı dünyaya tanıtıyor. Yatırımcıların şaraba yatırım yapmasına, satın almasına ve güvenli bir şekilde saklamasına olanak tanıyan Vinovest’te hesap açmakla ilgilenen yatırımcılar, “Başlangıç” seviyesinde 1.000$ gibi düşük bir fiyatla başlayabiliyor ve şarap portföylerini şirketin özel portföy danışmanlarının ve her yatırımcı için kişiselleştirilmiş satın alma fırsatları yaratan yapay zeka tabanlı algoritmasının yardımıyla oluşturuyor.

 “Jay-Z, Dwyane Wade, Madonna ve diğer sayısız ünlü ve sporcu, yıllardır kaliteli şarap ve şampanyaya yatırım yapıyor. Yeni mobil uygulamamız, yükselen kaliteli şarap sınıfını tüm tüketicilere daha da yakınlaştırıyor. Ortalama bir şarap mahzeninin 33.750 $ değerinde olduğu düşünüldüğünde, şarap yatırımının pek çok kişi için bir seçenek olmadığı açık ancak enflasyon artmaya devam ediyor ve bu, yatırımcıların düşük riskli, geleneksel yatırımlarla çok az korelasyona sahip yatırımları çeşitlendiren bir erişime sahip olmasını daha da önemli hale getiriyor.” Anthony Zhang, CEO, Vinovest

Yapay zeka, bir bilgisayarın şarabı tatmasını sağlıyor, zevklere göre en uygun olanı analiz edip öneriyor, hem de yatırım tercihlerini yönlendirip getirileri artırmayı hedefliyor.

Bu kadar niş bir alanda bile bu teknolojinin inovasyon amacı ile yaratıcı bir şekilde kullanımının, yatırımcı risk yaklaşımlarının ve profilinin hızla değiştiği bu günlerde, gerek portföy çeşitlemesi gerekse kendi işimiz ile ilgili yapay zekanın süreçlere adaptasyonu ile ilgili ilham vereceğini düşünüyorum.

Herhangi bir endüstriyi yapay zeka ve faydaları hakkında eğitmek muhtemelen zaman alır, ancak bir değer önerisi sunuyorsa, bence insanların bunu gerçekten benimsemesinin an meselesidir.

Varoluş, Gerçeklik, Metaverse

Geçen gün Keanu Reeves ve Carrie Anne Moss ile yapılan bir röportaja denk geldim. Orijinal üçlemenin ardından heyecanla beklediğim Matrix Resurrections ile ilgili ipuçları beklerken, aktörün kendisi ile ilgili anlattığı bir anısı dikkatimi çekti.

Keanu bir gün sevdiği bir yönetmenin evine yemeğe gider. Yönetmenin 13, 15 ve 17 yaşındaki çocukları da yemektedir ve herhangi bir Matrix filmini seyretmedikleri için yönetmen, filmi kısaca onlara anlatmasını ister. Aktör şöyle devam eder: ‘ Bir tür sanal dünyada olan bir adam var ve gerçek başka bir dünya olduğunu öğreniyor, ardından gerçekten neyin gerçek olup ve neyin olmadığını sorguluyor ve gerçekten bilmek istiyor; ‘gerçek’ nedir ? Konuşma aşağıdaki gibi devam ediyor:

En küçük olan kız soruyor: ‘Neden?’

Keanu: ‘Ne demek istedin?’

Kız: ‘Gerçek olup olmaması kimin umrunda ki?’

Keanu: ‘Yani, gerçek olup olmaması senin umrunda değil mi?’

Kız: ‘Hayır’

Son zamanlarda yeni NFT projeme hazırlık amacıyla, sanal yaşam, gerçeklik, varoluşçuluk gibi kavramları daha derin anlamaya çalışıp, ‘metaverse’ dünyaların çok da uzak olmayan bir zaman diliminde geleceğimizi nasıl şekillendireceği ile ilgili okumalar yapıyorum. Teknolojinin, gerçek ve sanal arasında olan sınırları bulanıklaştırdığını düşünürken, yukarıda ki örnekte olduğu gibi 13 yaşında birinin bir şeyin gerçek ya da sanal olmasını umursamadığını görmek olaya bambaşka bir perspektiften yaklaşmayı bence zorunlu kılıyor. Öyle bir sınır yok, ve galiba, sınır olduğunu düşünmeye de gerek yok.

Gerçeklik, varoluşçuluk, aslında uzun yıllardır filozof ve düşünürlerin tartıştığı kavramlar.

Örneğin, Emmanuel Kant’a göre gerçek dünya ile deneyimlediğimiz, yaşadığımız dünya birbirinden farklı. Onun felsefesine göre dünyayı bir filtreden geçirerek yaşıyor ve anlamlandırıyoruz. Ona göre, zihnimizde yerleşmiş bu filtre ile herhangi bir şeyi nasıl deneyimleyeceğimizi belirliyor ve o deneyimi şekillendiriyoruz.

Jean-Paul Sartre, ölümsüz olmadığımızı anladığımız anda hayatın anlamını bir yanılsama olarak gördüğümüzü söylüyor.

Bir çok değer yargısı, ve düşünce şekli farklı olan bu yeni jenerasyon oyun dünyasında çok aktif. Ancak sadece oyun oynanmıyor, oyun, kişilerin birbirleriyle iletişim şekli, kendini ifade için bir araç haline geliyor. Artık on-line ve off-line diye bir ayrım yok. Sürekli bir ‘on-line’ durumu söz konusu . Kant’ın teorisini günümüze uygularsak, gerçeklik deneyimlenen bir olgu, bunun fiziksel hayatta veya sanal hayatta olması deneyimleyen için fark yaratmıyor.

Sanal moda markası ‘Aglet’ in kurucusu Ryan Mullins’in bir podcast metninden bazı alıntılar ile yazıyı sonlandırıyorum. Ben bir ‘ gamer’ değilim, hiç oyun oynamıyorum, yaptığım iş bu konularla çok alakasız diye düşünmeyin. Aşağıda ki metin dahil olmak üzere şu ana kadar bahsettiklerim gelecekte en azından birer tüketici olacak bu neslin nasıl düşündüğü hakkında ip uçları içeriyor.

Podcast’in tamamı için tıklayabilirsiniz.https://www.thelookuppodcast.com

Benim için Metaverse bir gerçeklik işletim sistemidir.
Dijital ve fiziksel o kadar kökten birleşiyor ki, aradaki farkın ne olduğunu sormanın bir anlamı yok.”
“Sanal nesneleri ve fiziksel nesneleri aynı ontolojik düzleme nasıl getirirsiniz?”
“Neden e-Ticaret deniyor? Bu sadece ticaret. ”
“Gerçeklik nasıl makine tarafından okunabilir hale gelir?”
Tanrı var, ama onun gerçek olduğunu düşünmüyorum. Gerçek olmak için, uzaysal-tipik koordinatlara sahip olmalı ve doğa yasaları tarafından yönetilmelidir. Tanrı gerçek olmasa bile Tanrı hakkında doğru şeyler söyleyebilirsiniz.
Var olmak, bir anlam alanında ortaya çıkmaktır.”
“Maddi olmayan ruh veya madde, fiziksel olanla nasıl etkileşime girer veya hareketlere neden olur.”
“Yazılımla ilgili ilginç olan şey, bir şekilde nedensellikle etkileşime giren bitler dünyasına ve atomlar dünyasına sahip olmanızdır.”
“Yetenek, kimsenin vuramayacağı bir hedefi vurur. Deha, kimsenin göremediği bir hedefi vurur. ”
“Adamız dünyadır. Yaptığımız şey, bu oyun katmanını dünyaya getirmek.”
“Oyun, içine kaçtığınız bu önemsiz alan anlamına gelmek zorunda değil. Bence her şey bir oyun. Oyun, kurallarla yönetilen bilgi alışverişinin olduğu herhangi bir alandır. ”

‘Tasarım Odaklı Düşünce Sistemi’nden Çıkarımlar ile Hayatımızı Nasıl İyileştiririz?

Photo credit by 3DaysofDesign

Şans, noktaları birleştirmektir.

”Şans” dediğimiz bazı şeylerin aslında binlerce mikro eylemin makro sonucu olduğuna inanıyorum. Günlük alışkanlıklarımız, deneyimlerimiz bizi “şans”ın daha olası olduğu bir konuma getirebilir.
Buna olanak tanıyacak davranışlar, alışkanlıklar ve yetkinlikler geliştirin.

Bir laf vardır: ‘Kötümserler Akıllı Görünür, İyimserler Zengin Olur’
Karamsarlar bardağın boş tarafına odaklanır.
İyimserler geleceğe bakar fırsatları görür, enerjisini mevcut kaynaklarla yapabileceklerine yönlendirir.

Üstel Büyümenin Gücü

Ne öğrenirseniz öğrenin, hangi stratejiyi veya taktiği kullanırsanız kullanın, başarı bileşik etkinin bir sonucu olarak gelir.

Üstel büyümenin çılgın gücü ve etkisini sürekli olarak hafife alıyoruz.

Darren Hardy’nin ‘ Compound Effect’ kitabı, bu konuyu mükemmel olarak ele alır. Kitapta bir bölüm aşağıdaki soruyu soruyor:

”Sana iki seçenek sunacağım; Hemen şimdi nakit beş milyon USD’ı mı, yoksa; birinci gün 1 USD ikinci gün 2 , üçüncü gün 4, dördüncü gün 8 şeklinde katlanarak ilerleyen bir ay sonunda toplanacak bakiyeyi mi istersin diye sorsam hangisini seçersin? ”

Tahmin ederim çoğumuz hemen almayı tercih edecektir. Ancak ikinci seçenek çok daha karlı. İlk gün 1 USD ile başlayan sistem, 31. gün sonunda toplam 11 milyon USD’lik bir tutara ulaşıyor.

Bu örneği hayatımızda ki diğer konulara uyarlayabiliriz. Kilo verme, spor yaparak sağlıklı bir yaşam sürme, dil öğrenme ya da herhangi bir şey üzerinde yetkinlik geliştirme. Sadece amaçladığımız şeyler üzerinde her gün, haftada bir, planladığımız çalışma rutini her neyse sürekli olarak pratik yapmak, belli bir süre sonunda bu katlama etkisi ile hayal edemeyeceğimiz sonuçlara ulaşmamızı sağlıyor.

Bu konuyu Barış Özcan da özellikle her yıl yaptığı ‘Zinciri Bozma‘ videolarında ayrıntılı olarak işliyor. Bu muhteşem videolardan da kendimize bir yol planı oluşturabiliriz. Üstel bir büyüme eğrisindeyken, belirli hedefler belirlemeye çalışmayı bırakın.
Zinciri bozmayın ve yolculuğun tadını çıkarın.

Aslan Gibi Çalışın.

Modern dokuzdan beşe çalışma kültürü, Endüstri Çağı’nın bir kalıntısı. Düşünün her gün bu belli saatler arasında çalışıyoruz, gün sonunda her gün aynı verimliliği almamız gerekmez mi?

Naval Ravent şöyle diyor:

“Dünyayı doğrusal olarak görmek istiyoruz , yani; sekiz saatlik bir çalışma yapacağım ve sekiz saatlik çıktıyı geri alacağım, değil mi? Hayat bu şekilde çalışmıyor. Köşedeki bakkalı işleten adam en az senden ve benden daha çok çalışıyor. Ne kadar çıktı alıyor?… Çıktılar, yaptığınız işin kalitesine bağlı olarak doğrusal değildir . Doğru çalışma şekli bir aslan gibi çalışmaktır.”

Çok çalışmak önemlidir ama ne üzerinde çalıştığınız, ne zaman çalıştığınız ve kiminle çalıştığınız, ne kadar süre çalıştığınızdan çok daha önemlidir . Yaratıcı düşünce çalışma sistemi, analitik düşünce sürecini içerse de bunun biraz fazlasıdır. Zaman yönetimindense enerji yönetimine odaklanır. Aslan, avı için nerede olacağını ve ne zaman atak yapacağını bilir.

İlham geldiğinde sprint yapın. Dinlenin. Tekrarlayın.

Belirsizlik Toleransını artırın

Belirsizliğe karşı yüksek toleransa sahip olmak benzersiz bir rekabet avantajı yaratır. Sanatçı, tasarımcı ve mühendisler yaptıkları işte süreç boyunca çoğu zaman belirsizlikle mücadele eder, karşılarına çıkan güçlüklere esneklik geliştirme eğiliminde olurlar.

Belirsizliği kucaklayın. Getireceği fırsatlara odaklanın.

Sahneye Atlayın

Will Gompertz’in çok sevdiğim başucu kitabı ‘Sanatçı gibi Düşün‘ de belirttiği gibi:

Sanatçılar resim yapmak veya yazmak ya da sahneye çıkmak, şarkı söylemek için izin almayı beklemez, çıkarlar ve yaparlar. Onları diğerlerinden ayrıştıran ve onlara bir amaç ve kuvvet veren şey tümüyle yaratıcılıkları değildir, başarıları bir cüret etme hali ve özgüvenden kaynaklanır.

Kendimizi yaptığımız işte görünür kılmaya çalışmak, bizi konfor alanımızda çıkmaya zorlar, kırılganlığımızı artırsa da farkı bu şeklide yaratabiliriz.

Austin Kleon ‘ Show Your Work‘ kitabında şöyle der:

‘ Gelecekte ki işvereninizin sadece bloğunuzda yada LinkedIn’de paylaştıklarınızı okuduğu için öz geçmişinize bakmaya gerek duymadığını düşünün veya düşünün ki bir öğrencisiniz ve ilk işinizi internet ortamında paylaştığınız bir okul projesi sayesinde aldınız. İşinizi kaybettiniz ancak bir sonrakini bulmak, kurduğunuz network sayesinde çok daha kolay. Bir hobinizi bir ek işe ya da pasif bir gelire dönüştürdüğünüzü hayal edin. Bütün yapmanız gereken kendinizi ve yaptığınız işi göstermek..’

Düzenli olarak pratik yapın ve bunları paylaşın..

Ve diğerleri..

Bazen hiçbir şey yapın. Meditasyon yapın veya sadece yürüyün. Müziksiz, podcast siz vs. ‘Aha’ anları veya ilham bu anlarda gelir. İyi ve pratik fikirler de.

Mentor olun. Öğrendiklerinizi paylaşın. Bir makalede okumuştum, en iyi öğrenme yolu bir başkasına anlatmaktır. Başka birine o konuyu basitçe anlatabiliyorsak, konuyu içselleştirebildik demektir.

Bol soru sorun. Sorgulayın. Negatif düşünce ve insanları kendinizden uzaklaştırın. Kafamızda ki bir çok olumsuz düşünce, endişelerin gerçekleşme olasılığı aslında çok çok az.

Mutlaka bir hobi edinin. Kendi kendine öğrenme artık geleceğin en büyük yetkinliği olacak. Hobiler bu yetkinliği edinmemizde bir kısa yol. Bunun için ‘ Kreatif Bir Aktiviteye Sahip OLmanın Yolları‘ isimli yazıma göz atabilirsiniz.

Bu çıkarımlar, sistemden bugüne kadar öğrendiğim, düzenli uygulamaya çalıştığım, ve yeni bir yıla girerken de paylaşmak istediğim fikir ve süreçler. Umarım size de bir ilham verir.

Sizlerin de hayatını kolaylaştıracak veya en etkili olabileceğini düşündüğünüz çıkarım hangisi?…Hayatınızda ne değişse daha verimli olurdunuz?vs.

Düşünce ve yorumlarınızı duymayı çok isterim.

Daha Yaratıcı ve Verimli Bir 2022 İçin Planlayıcılar..

Her Aralık Ayı zihnimde, geçmiş yılın kısa bir muhakemesi, önümüzdeki yılın yapılacaklar listesi, (mutlaka yeni bir ajanda eşliğinde) yeni hayaller, planlar, ve sevdiklerim için minik hediyeler, sürprizler hazırlama düşünceleri ile dolu geçiyor.

Yine her yıl sonu, yaptığım planları hayata geçirmeme yardımcı olacağını düşündüğüm haftalık, aylık planlayıcılar oluşturuyorum. Bu yıl da zinciri bozmadım ve kendimi her gün kullanmak için disipline ettiğim planlayıcıları, aşağıya PDF dosya olarak ekledim.

Bu dosyaları indirip istediğiniz kadar çoğaltarak yıl boyu kullanabilirsiniz.

Hayal ve planlarınızı gerçekleştirmek için ufak bir katkım olursa, ne mutlu bana..

Dijital Moda

Balenciaga, Afterworld

Fiziksel ve dijital dünya arasında sınırlar gittikçe bulanıklaşıyor.

Yemek yediğimiz yerler, alışveriş yaptığımız markalar ve seyahatlerimizi genelde trendlere göre belirlediğimiz gibi, yaşadığımız deneyimleri illa ki sosyal medyada paylaşarak kayıt altına alıyoruz. Kişisel kimliğimizi sosyal medyadaki paylaşım ve yansımamıza göre şekillendirip, konumlandırıyoruz. Özellikle belli bir yaş grubu da; oyunlar, Twitch ve Discord grupları içinde artık sürekli ‘ on-line’ ve ‘Avatar”ları aracılığıyla alt kimliklerini oluşturuyor. Fiziksel ve dijital arasında geçirgenlik arttıkça, bu iki mecrada ki varoluş tercihlerimiz, davranış ve tutumlarımızı etkiliyor. Yeni bir ana akım kültür kodlanıyor. Gelişen blockchain teknolojisi, NFT akımı, sanal gerçeklik ve oyunlar, ana akım kültürü şekillendiren ana dinamikler olarak konumlanıyor.

Moda, her zaman ana akım kültürün önemli bir bileşeni ve bu alanda geleceği yaratmayı amaçlayan yenilikçi ‘start-up’ lardan, bu gelecekte var olmak isteyen LV, Gucci, Nike, Balenciaga gibi büyük ölçekteki markalar dahil herkes bu dinamikleri süreç ve iş planlarına dahil etme telaşında.

Bütün markalar, bu sanal ve fiziksel gerçeklik kesişiminde bulunan ve ‘GenZ’ olarak tanımlanan kuşak ile etkileşimi artırmak için yeni oluşumlar ve iş birlikleri için çalışmakta. Farklı deneyim ve motivasyonları odak noktasına alarak iş yapma amaçlanmakta.

Henüz bir kaç yıllık bazı girişimler bu kısa zamanda çok yaratıcı iş modelleri, ciro ve şirket değerlemeleri ile modanın geleceğinin nasıl şekillenebileceği konusunda yol gösteriyor.

RTFKT, dijital ‘sneaker’ tasarlayan yeni nesil bir NFT markası. ‘Metaverse’ dünyada geleceğin modasını inşa etmek üzere yola çıkan oluşumun bu yıl içinde ki ayakkabı satışları, şimdiden milyonlarca dolarlık rakama ulaştı. Tasarladıkları ürünler, Sandbox ve Decentreland gibi oyunlarda avatarlar tarafından giyilebiliyor.

Tribute, yine limitli edisyonlarla dijital kıyafetler tasarlayan ve satışa sunan başka bir girişim. Firma, tasarlayıp sattığı giysileri, CGI 3D modelleme yapan bir aplikasyon ile satın alan kişinin üzerindeymiş gibi gösterip, Snapchat veya Instagram gibi sosyal medya mecralarında paylaşmasına olanak tanıyor.

Sokak modasının ana bileşeni ve dinamosu anlaşılan o ki ‘Sneaker’lar. ‘Pokemon Go’ oyunundan esinlenerek ortaya çıkan bir digital moda girişimi olan Aglet, sanal ayakkabılar satıyor. Bunları satın alan kişiler, gerçek dünyada attıkları adım oranında sanal para kazanıyorlar. Bu paralar aplikasyonda yine ayakkabı almak üzere kullanılabiliyor.

AR ve VR teknolojilerinin daha fazla benimsenmesiyle özellikle kripto modası ve spor ayakkabılar ayrıca kitlelerin NFT dünyası ile etkileşime girmesi için popüler bir yol olacak gibi görünüyor. Zira, NİKE’ın Cryptokickers oluşumu moda ve NFT sistemi etkileşimi için iyi bir örnek teşkil ediyor.

Moda markalarının sanal gerçeklik ve metaverse ile ilişkisi sadece spor ayakkabılar ile sınırlı değil tabi. Balenciaga’nın 2021 sonbahar sezonu için, bir oyun deneyimi olarak yarattığı Afterworld, fiziksel giysiler ve modellerin tarayıcılardan geçerek sanal bir dünyada tekrar kurgulandığı bir öncü gösteri oldu.

Sanal dünya, AR, VR ve yaratıcılık sözkonusu olduğunda hayaller, olasılıklar gerçekten sınırsız.

Moda’nın potansiyel geleceği sanal dünyada mı şekillenecek? Geleceğin büyük moda markaları, teknolojinin evrimi paralelinde farklı bir kültür olarak şekillenen dijital start-up lar mı olacak izleyip göreceğiz.

Daha Az ile Daha Yaratıcı Olmak Mümkün mü?

Bir şeyler tasarlarken veya bir probleme çözüm bulmaya çalışırken, elimizde ki para, zamanımız veya kullanmak zorunda olduğumuz malzemeler ve imkan az ve limitli olabilir. Ancak, bunun gibi, her türden kısıtlama, sınırlama, sanılanın aksine yaratıcı çıktıda önemli bir rol oynar. Bu kısıtlamalar bizi farklı fikirler yaratmaya, önceliklerimizi daha iyi belirlemeye, ve olabildiğince yenilikçi olmaya zorlar.

Pandemi dönemi boyunca yalnızlık, kısıtlamaların arttığı ve hayatımızın basitleşip yavaşladığı bir süreç yaşadık, yaşıyoruz. Son NFT koleksiyonumu da buradan hareketle oluşturdum. ‘Kısıtlı kaynaklarla nasıl yaratıcı olunur?’ sorusundan yola çıkarak, dijital ortamda sıradan bazı nesneler ve geometrik şekillerin silüetlerini, deneme yanılma yoluyla bir araya getirerek bu eğlenceli karakterleri yarattım.

Tasarım süreci şöyle ilerledi; önce karakteri belirleyip, en basit şekilde bazı nesne ve geometrik şekillerle, nihayet yaratmak istediğim karakter oluşuncaya kadar oynayıp, bunları daha önce yaptığım resim ve illüstrasyonlarla doldurarak karakter için yeni bir kişilik oluşturmaya çalıştım.Bu süreçte daha çok IOS Pages uygulamasında ki default şekilleri kullandım. Daha sonra Photoshop programında düzenleyerek son hale getirdim.

NFT olarak bir kısmını OpenSea platformunda listeledim. Detaylı incelemek isterseniz aşağıda ki linkten ulaşabilirsiniz.

Collage Brut https://opensea.io/accounts/ENDAM

Günlük hayatımızda her gün karşılaştığımız sıradan nesnelere farklı bir gözle bakmanın, farkındalığımızı artırarak bizi yaratıcı olarak beslediğine inanıyorum. Amacım, eğlenceli bir şey yaratmanın yeni yollarını bulmak, çevremdeki her seye farklı perspektiflerden bakarak farklı olasılıkları keşfetmek, bunları yeniden çerçevelemek ve beklenmedik sonucun tadını çıkarmak.

Yeni Başlayanlar için NFT

Kripto paraların ve blockchain teknolojisinin yükselişiyle beraber Non-Fungible Token (NFT) kavramı da hayatımıza girdi.

Aslında 2017 yılından beri mevcut olan bu teknolojiyi sanatçı Beeple’ın, geçtiğimiz aylarda ünlü müzayede evi Christie’s de yaptığı 69 milyon Dolar tutarında satışın evrensel çapta haber olmasıyla daha fazla duymaya başladık.

Çalışmalarını blok zincirinde satmak isteyen sanatçılar, içerik oluşturucular hatta ‘Celebrity’ olarak anılan dünyaca ünlü kişiler bu sistemde yer almak için yarışır hale geldiler.

Ancak yeni başlayan biri için ilk adımların üstesinden gelmek biraz karışık görünüyor. Kripto cüzdan? Ethereum? Mint etme? Bütün bu kavramları ve sanatınızı NFT’lere nasıl dönüştüreceğiniz ve bunları OpenSea’da satış için nasıl listeleyeceğinizi aşağıda anlatmaya çalışacağım.

Anahtar Kelimeler

NFT : En basit haliyle; Blockchain ortamında şifrelenmiş, değiştirilemez varlıklar olarak tanımlanır. NFT’ler kopyalanamayan bir dijital sertifika görevi görürler.

Etherium (ETH): Ethereum bir blok zinciridir ve blok zincirinde işlem yapmak için kullanılan para birimi.

Gas Fee : Gaz ücretlerini Ethereum blockchain ağında ki işlem maliyetleri olarak düşünün. ‘Marketplace’ olarak piyasada bulunan bütün satış yerlerinden bağımsız olarak ağdaki arz / talebe göre belirlenir.

Crypto Cüzdan : Kripto cüzdanı, bireylerin dijital varlıkları depolamasına ve almasına olanak tanıyan bir uygulama veya donanım cihazıdır.

Crypto Cüzdan adresi – Cüzdan adresiniz benzersizdir. İnsanların kripto cüzdanınıza kripto veya NFT gönderirken kullanacakları adrestir.

Seed Phrase : Bir sözcük dizisi. Şifrenizi unutmanız veya cüzdanınıza erişiminizi kaybetmeniz durumunda şifrenizi kurtarmak için kullanılabilecek kelimelerin bir listesidir. Cüzdanınızla ilk işlem yapmaya başladığınızda, başlangıç ​​sözcükleri birden fazla yerde güvenli bir yerde yedekleyin. Bu sözcük kümesini bir çevrimiçi bulut depolama hizmetinde saklamayın ve asla kimseyle paylaşmayın.

Süreç

Cüzdanı Oluşturma:

Öncelikle, kripto ve NFT’lerinizi saklamak için bir cüzdana ihtiyacınız olacak. Google Chrome uzantısı olan MetaMask yükledim. Ardından OpenSea platformuna cüzdanımı bağladım. Kısaca; cüzdanı oluşturduktan sonra( ben OpenSea platformunu kullanmayı tercih ettim.) OpenSea’ye gidin, sağ üst köşedeki simgeye ve ardından Profilim’e tıklayın. Giriş Yap’a basın ve cüzdanınızdaki talimatları izleyin. OpenSea’de satış yapmak için yapacağınız ‘mint’leme işlemi öncesi cüzdanınızda bir miktar ETH olması gerekiyor. Bunu cüzdan üzerinden kredi kartı ile veya mevcut bir aracı kurumda hesabınız var ise oradan cüzdanınıza transfer seçeneği ile yapabilisiniz.

İlk Koleksiyonunuzu Oluşturma:

OpenSea’ye tıkladığınızda ilk ana sayfa açılacak.

‘Create’ butonuna tıkladıktan sonra ‘Create New Collection’ a tıklıyoruz. Aşağıdaki sayfa açılacak. Tabi benim daha önce oluşturduğum koleksiyon görünüyor. Sizinki boş olacak. Benim koleksiyonu görüntülemek için linke tıklayabilirsiniz: https://opensea.io/accounts/ENDAM

Burada yüklemek istediğiz dosyayı ekleyip, isim ve açıklamaları oluşturuyoruz.

Bu arada MetaMask cüzdanı açılarak sizden onay isteyecek. İmza butonuna basarak onay vermemiz gerekiyor.

Koleksiyonu oluşturduktan sonra ürün listelemek için ‘Create New Item’ butonunu tıklıyoruz. Tıklayınca aşağıdaki ekran açılacak:

Bu ekranda bu koleksiyon altında listelemek istediğimiz eseri dosya halinde yüklüyoruz. İsim ve açıklama kısımlarını dolduruyoruz. Onayla butonuna basılınca işlem tamamlanıyor.

Şu ana kadar eseri koleksiyon altında listeledik. Satışa koymak için ‘Sell’ butonuna basarak fiyat bilgisi girmemiz gerekiyor. Bu işlem için Sell butonuna basınca aşağıda ki ekran açılıyor:

‘Amount’ kısmına satmak istediğiniz fiyatı girip, ‘Post Your Listing’ butonuna basmanız yeterli. Eser için sabit bir fiyat oluşturabilirsiniz veya açık artırma ile belli bir süre içinde talep toplama yöntemi ile satmayı tercih edebilirsiniz. (Bu aşamada cüzdanda oluşacak gas fee için bir miktar ETH olması gerekiyor.)

Unlockable Content:

Yalnızca öğe sahibinin görüntüleyebileceği bir içerik eklemek de mümkün. Kilidi açılabilir içeriklere; daha yüksek çözünürlüklü dosyalar, fiziksel eser, erişim anahtarlarını örnek verebiliriz. Yani sattığınız ürünün fiziksel halini, bu bir print ya da heykel olabilir, alan kişiye göndermek isterseniz ürün listeleme sayfasında bu butonu aktifleştirebilirsiniz.

NFT Sanat dünyasında bu aşamaları gerçekleştirdikten sonra güçlü bir sosyal medya etkileşimi, bu işin olmazsa olmazı. Twitter’da yer almak, sürekli buradan topluluk ile etkileşime girmek büyük çaba istiyor. Bir marka inşa etmeniz gerekiyor. Süreklilik anahtar kelime. Zaten hali hazırda bir network ü olan bir sanatçıysanız işiniz tabi daha kolay, ancak yine de bu dünyanın dinamiklerine göre hareket etmek şart.

ClubHouse ve Discord kanalları da etkileşime geçmek için diğer araçlar. Instagram biraz daha bunların gerisinde geliyor. Ancak yine de göz ardı edilmemeli.

Genellikle olumsuza yönelik yorumlar var bu sanat ile ilgili, bir çok kişi bu Jpeg dosyalarının, video işlerinin iyi paralara satılmasını küçümser eğilimde. Çok efor sarf etmeden yapılmış, sübjektif olarak bana anlamsız gelen bir çok eser olduğunu kabul ediyorum. Ancak; (Pak, Beeple, Refik Anadol, Fewocious, gibi çok büyük sanatçıları da bir kenera koyalım) topluluğa girince anlıyorsunuz ki, şu an piyasada satış yapan ve belli bir üne ve kitleye sahip olmuş kişilerin bu noktaya gelmek için sarfettikleri enerji, zaman, çaba gerçekten inanılmaz!

Dijital Düşün..

Analog ve dijital, iki çağ arasındaki melez dönem yaşıyoruz son on yıldır. Web3 ve 5G öncesi büyük dönüşümün ilk aşamalarındayız da diyebiliriz.

Yaptığımız iş her neyse onu yeni teknolojik olanaklarla zenginleştirmeye çalışıp, bu çağa adapte etmeye, dijitalleşmeye çalışıyoruz. Ancak, vizyonumuzu, bakış açımızı, iş modeli ve süreçleri tam olarak yenilemeden mevcut sisteme sadece bazı dijital unsurları ekleyip büyük değişim yaratmamız mümkün değil. Bir şirket için konuşursak, örneğin, pazarlama sistemini bütüncül bir şekilde masaya yatırmadan sadece bir dijital pazarlama uzmanı istihdam etmek veya üçüncü partilerden bu hizmeti almak tam anlamıyla dijital çağda rekabet için yeterli olamayabilir.

Bir işi çok iyi bilmek, yapıyor olmak geleceğin dinamikleri ile onu yenilikçi ve başarılı bir şekilde sürdürmeyi garanti etmiyor. Markanın kimliğini ve vizyonu baştan yaratmak gerekiyor. Yakın tarihte bunun bir çok örneği mevcut. Bu dinamiklerle sıfırdan yaratılan bir çok girişim, köklü ve büyük şirket ve markaların önüne geçip yıkıcı başarılar elde ederek yaşantımızı, alışkanlıklarımızı değiştiriyor.

Tom Godwin’in belirttiği gibi;

‘ Dünyanın en büyük taksi şirketi olan Uber’in hiç aracı yok. Dünyanın en ünlü medya sahibi Facebook hiçbir içerik üretmiyor. En değerli perakendeci Alibaba’nın envanteri yok. Ve dünyanın en büyük konut sağlayıcısı Airbnb hiçbir gayrimenkule sahip olmadan bu duruma geldi. Yani İlginç bir şeyler oluyor.’

Kendi alanında çok iyi olan bir çok kurum, bakış açısını değiştirmezse yeni düzende rekabet gücünü kaybedecek.

Kişisel olarak bu değişime nasıl adapte oluruz?

Bu sorunun cevabı merak, araştırma, kendi kendine öğrenme ve yılmazlık yetkinliklerini geliştirmemize bağlı. Bunun için internet ortamında bir çok kaynak, video, eğitim mevcut.

Bilgisayar biliminin sadece bilgisayar ile alakalı olmadığı gibi, dijital düşünmek de illa ki kod yazmayı bilmek demek değil. Biraz analitik, biraz yaratıcı düşünce ile ilgili; büyük bir problemi parçalara bölmek, benzer örüntüleri aramak, adım adım planlamak, ve farklı perspektiflerden bakmak gibi.

Bir de bir ‘dijital yerli’ nasıl düşünüp hareket ederdi diye sorgulamak tabi.

Kripto ve Sanat

Blockchain teknolojisi ekonomi dünyası ile birlikte sanat dünyasını da yeniden şekillendiriyor. Başta Bitcoin olmak üzere hem kurumsal hem de bireysel yatırımcıların gözdesi haline gelen kripto market yükselmeye devam ediyor. Ancak kripto para alıp satmadan da kripto zengini olmanın 🙂 yolları var. Bunlardan ilki;

Kripto Sanat Üretmek:

Özellikle 2017’den beri oluşturulan çeşitli dijital sanat platformları ve kripto sanatçılar, bu yeni teknoloji ( Crypto Art) ile sanatı daha ulaşılabilir kılmayı ve sanatçıların ürettikleri ile hayatlarını idame ettirebilmesini ve daha önemlisi kripto yoluyla bireyleri güçlendirmeyi ve bir network oluşturmayı amaç ediniyor. Internette sanat, kültür ve teknoloji etkileşiminin yeni bir yolu.

Şu an takip ettiğim, yükselmekte olan bir çok sanatçı var. Ama son zamanlarda denk geldiğim en güzel örnek, eserlerine bayıldığım, dijital sanatçı FEWICIOUS. Sanatçı 18 yaş doğum gününde yaptığı eserlerin satışından 370.000 USD kazandı.

Sanatçının bu eseri de 14 Şubat 2021 günü, yani bugün Nifty Gateway sanat platformunda 35.000 USD açılış fiyatı ile görücüye çıkıyor.

Justin Roiland, Ocak Ayı’nda eserlerin satışından tam 1,509,000 USD ( 823.167 ETH) gelir elde etti.

Yine başka bir sanatçı ‘Beeple‘ Aralık 2020’de beş dakika içinde 582,000 USD tutarında bir satış yaparak bir rekora imza attı. Nifty Gateway platformunda olan satış sonrasında, kanaldan yapılan açıklamaya göre, ikincil pazarda yapılan satışlar dahil olmak üzere sanatçının toplam geliri 1mio USD’yi aştı.

Blockchain teknolojisi ile oluşturulan bir çok dijital sanat galerisi var; Nifty Gateway, SuperRare, Mintbase ve KnownOrigin en önemlileri. Burada hesap veya mağaza oluşturup ürettiğiniz eserleri ilk el veya ikincil piyasada satabiliyorsunuz. Bunun için bir Kripto cüzdan oluşturmak ve siteye bağlamak gerekiyor. Portföyünüzden bazılarını ve sosyal medya hesabınızı ileterek sanatçı olarak listelenmek için bir kabul sürecinden geçiyorsunuz. Sonrasında eser üretip satış yapabilirsiniz. Ayrıca satış yapmasanız da gelir elde etmek mümkün; SuperRare gibi bazı platformlar elde edilen toplam gelirin belli bir tutarını tüm sanatçılar arasında paylaştırıyor.

Bu piyasada yatırım yapıp para kazanmanın diğer yolu;

Dijital Sanat Koleksiyoneri Olmak

Bu ekosistem içinde dijital sanat alıp satarak bir yatırım oluşturmak ve gelir elde etmek mümkün. Aldığınız eseri ikincil piyasada yine bu platformlar aracılığıyla çok daha fazla bir getiriyle satmanız mümkün. Dijital eserler geniş bir fiyat skalasında listeleniyor ve her bütçeye göre bir eser bulmak olası.Bir sanat koleksiyoneri olmak için illa ki çok büyük paralar harcamaya gerek yok.

Yapay zeka ve büyük veriyi kullanarak sanat üreten çok önemli sanatçılar da var; Refik Anadol bunlardan biri. Ancak bu başlı başına başka bir yazının konusu.

Blockchain, yapay zeka ve kripto paralar ekonomiyi, dünyamızı her yönüyle yeniden şekillendiriyor. Sadece ‘Yaratıcılık’ bizi bu dünyada ve gelecekte farklı ve özel kılacak olan en değerli sosyal beceri. Biraz merak, araştırma ile fırat kollayıp, yaratıcılığımızı ve yeteklerimizi yetkinliğe dönüştürerek bu yeni dünyada yer almak hepimiz için önemli.

%d bloggers like this: