Sürdürülebilir Yaratıcılık: Burnout Kültürüne Karşı Yavaş Sanat Manifestosu

Sabah uyanıyorsunuz. Instagram’ı açıyorsunuz. Bir sanatçı yeni koleksiyonunu tanıtıyor. Diğeri bir workshop açmış. Bir başkası podcast’ını başlatmış. Ve siz… Siz kahvenizi içerken bile kendizi suçlu hissediyorsunuz.

“Üretmem lazım. Paylaşmam lazım. Görünür olmam lazım.”

Peki biz neden sürekli yaratmak zorunda hissediyoruz?

Hustle Culture: Yaratıcılığın Sessiz Katili

“Rise and grind.”
“Hustle harder.”
“Sleep is for the weak.”
“No days off.”

Girişimcilik kültüründen sanat dünyasına sızan bu mantralar, yaratıcılığı öldürüyor.

Çünkü yaratıcılık, hustle’ın tam tersi bir şey gerektirir: Boşluk. Sessizlik. Bekleme.

Tarkovski bir filminde bardağın masada bıraktığı izin yavaşça buharlaşmasını gösteriyordu. Neden? Çünkü güzellik, yavaşlıkta gizlidir. Dikkat, sabırda gizlidir. Derinlik, vakit alır.

Ama biz hızlanıyoruz. Her gün daha hızlı.

Daha fazla içerik. Daha fazla post. Daha fazla görünürlük.

Ve sonunda tükeniyoruz.

Burnout: Sadece Yorgunluk Değil

Burnout Türkçe’de “tükenmişlik sendromu” diye çevriliyor. Ama bu ifade yetersiz.

Burnout sadece yorgunluk değildir. Yorgunluk uykuyla düzelir. Burnout ise:

  • Yarattığınız şeye anlam verememe
  • Kendi eserinize yabancılaşma
  • Yaratma isteğinin tamamen kaybolması
  • Kendinden şüphe, sürekli yetersizlik hissi

Bugün yaratıcılardan sürekli üretken olması bekleniyor. Bu, doğaya aykırı.

Julia Cameron’ın “The Artist’s Way” kitabında bir konsept var: Artist Dates.

Haftada bir kez, kendinize ait bir zaman yaratıyorsunuz. Bir müzeye gidiyorsunuz. Sahilde, parkta yürüyüş yapıyorsunuz. Antika dükkanlarını geziyorsunuz.

Bu tip yavaşlamalar, yaratıcı sürecin zorunlu bir parçasıdır.

Stefan Zweig sürgündeyken şöyle yazar: “Dokuz ay geçti, bunca zamanda bir kitap yazardım ama sonun başlangıcı görünürde yok.”

Doğal döngüleri kabul etmek, burnout’a karşı en güçlü silah.

Yavaş Sanat Manifestosu

Slow food hareketi var. Slow fashion var. Peki neden slow art yok?

Var aslında. Ama kimse konuşmuyor. Çünkü yavaş sanat, “viral” olmaz.

İşte Yavaş Sanat Manifestosu:

1. Üretim Hızı ≠ Yaratıcılık Değeri

Instagram’a her gün post atmak iyi bir sanatçı olduğunuz anlamına gelmez.

Michelangelo, Sistine Şapeli’nin tavanını 4 yılda bitirdi. Van Gogh, 10 yılda 900 tablo yaptı. Ortalama yılda 90 tablo. Ama bugün hatırlanan sadece 15-20 tanesi.

Değer, hızda değil derinliktedir.

2. Görünür Olmamak da Bir Seçimdir

Bir hafta sosyal medyada olmamak, yok olmak değildir.

Virginia Woolf şöyle der: “Kendimiz olmaktan başka çaremiz yok.”

Bazen kendiniz olmak, görünmemeyi seçmektir. Sessizleşmektir. İçe dönmektir.

Görünmezlik, bir zaaf değildir. Bazen bir lükstür.

3. Boşluk Yaratmak Tembellik Değildir

Boş gününüz olduğunda ne yapıyorsunuz?

  • Hiçbir şey mi? (Suçluluk)
  • Sosyal medya mı? (Oyalama)
  • “Verimli bir uğraş? (Hustle)

Peki ya şunu deneseniz: Sadece var olmak.

Camdan dışarı bakmak. Bir kafede sadece oturup gözlem yapmak. Müzik dinlemek. Yürüyüşe çıkmak. Hayal kurmak.

Rick Rubin buna “source material gathering” diyor. Kaynak malzeme toplama. Yaratmadığınız halde, yaratmak için gerekli hammaddeyi topluyorsunuz.

Boşluk, doluluk için gereklidir.

4. Çelişkiler Doğaldır

Pazartesi çok yaratıcı hissediyorsunuz. Çarşamba hiçbir şey yapamıyorsunuz.

Bu normal. Ama biz kendimizi süreklilik baskısıyla zorluyoruz.

Çelişkilere, dalgalanmalara izin vermek, sürdürülebilir yaratıcılığın anahtarıdır.

5. Sabatlar Kutsaldır

Eski Ahit’te bir konsept var: Sabbath. Yedinci gün, hiçbir şey yapılmaz. Dinlenir.

Bu dinsel bir emir değil. Bu, sürdürülebilirlik kuralıdır.

Eğer sürekli çalışırsanız, bedeniniz sizi durduracaktır. Hastalık, depresyon, burnout…

Her hafta bir gün: Hiçbir yaratıcı iş yok. Hiçbir post yok. Hiçbir e-posta yok.

Bu, lüks değil. Bu, bir hayatta kalma metodu.

6. Başarı, Sayılarla Ölçülmez

Kaç takipçiniz var?
Kaç beğeni aldınız?
Kaç tane eser ürettiniz?

Bunlar, başarı ölçütü değildir. Bunlar, görünürlük ölçütleridir.

Başarı belki şudur:

  • Bir sanat eseri yaparken hissettiğiniz huzur
  • Bir şey yaratmanın verdiği derin tatmin
  • Kendi sesinizi bulduğunuz an
  • Burnout olmadan, sürdürülebilir şekilde yaratabilmek

Salah Birsel kağıt paraların üzerindeki notları topluyordu. Neden? Çünkü ona keyif veriyordu. Kimse görmüyordu. Kimse beğenmiyordu. Ama o yapıyordu.

İşte gerçek sanat, burada gizli.

Deep Work ve Shallow Work Dengesi

Cal Newport’un “Deep Work” kitabında şöyle bahseder:

‘Deep Work’; derin konsantrasyon gerektiren, zorlu, ama değerli iş
‘Shallow Work’; Yüzeysel, kolay, ama daha az değerli iş

Bu açıdan bakınca: Sosyal medya paylaşımları, e-posta cevapları, admin işleri = Shallow work.

Yeni bir eser yaratmak, derin düşünmek, gerçekten öğrenmek = Deep work.

Burnout’un nedeni çoğu zaman şu: Çok fazla shallow work, yetersiz deep work.

Bütün gün Instagram’da içerik üretiyorsunuz. Ama gerçekten yapmak istediğinizi erteliyorsunuz.

Günün sonunda yorgunsunuz ama tatmin olmamışsınız. Çünkü yüzeysel üretkenlik, derin tatminin yerini tutmuyor.

Rick Rubin der ki: “Sanatçının görevi, popüler olmak değildir. Sanatçının görevi, gerçek olmaktır.”

Shallow work sizi popüler yapabilir. Ama deep work sizi gerçek yapar.

Sürdürülebilir Yaratıcılık İçin 7 Alışkanlık

1. Sabah Saatleri En önemli

İlk 2 saat, telefon yok, sosyal medya yok, e-posta yok.

Sadece sen ve yaptığın iş. Kahve, müzik, sessizlik.

2. Her Hafta Ara

Her hafta 1 gün hiçbir yaratıcı iş yok.

Doğa yürüyüşü, kitap okuma, sevdiklerinle zaman… Ama hiçbir “üretim” yok.

3. Kendinle Randevu

Haftada 1 kez, kendinle randevuya çık.

Müze, sahil, kütüphane, antika dükkân… Yalnız git. Gözlemle. Hisset. Topla.

4. Analog Günler

Haftada 1 gün, dijital detox.

Telefon, bilgisayar kapalı. Sadece kağıt, kalem, fırça, ellerin…

5. Üretimsiz Haftalar

Yılda 2-3 kez, 1 hafta hiçbir şey üretmeden geçir.

Sadece okumak, gezmek, düşünmek veya seyahat için. “Productive” olmaya çalışma.

Rick Rubin buna “refilling the well” diyor. Kuyuyu doldurmak.

6. Comparison Detox

Başkalarının ne yaptığını görme. Sadece kendin ol.

Karşılaştırma, yaratıcılığın zehiridir.

7. Joy Check

Her proje öncesi sor: “Bu bana keyif veriyor mu?”

Eğer cevap hayır ise, yapma. Hayat çok kısa, hele keyif almadığın işler için.

Yaratıcılık, 100 metre koşusu değildir. Maraton bile değildir.

Yaratıcılık, ömür boyu yürüyüştür.

Ve yürüyüş yaparken bazen hızlanır, bazen yavaşlarız. Hepsi doğal.

Sanatınız da böyle olabilir.

Siz de öylesiniz.

Burnout kültürü size “durmadan koş” diyor.

Ama ben şunu söylüyorum: Dur. Dinlen. Soluk al. Sonra yeniden başla.

Çünkü sanat, sprint değil.
Sanat, nefes almaktır.
Sanat, var olmaktır.
Sanat, sürdürülebilir olmaktır.

Bugün hiçbir şey yapmayın. Sadece var olun. Bu da yeterli.


Posted

in

by

Comments

Leave a comment