Featured

Yaratıcılığı Artıracak 20 Eğlenceli Beyin Fırtınası Sorusu

Sorduğumuz sorular aracılığıyla öğrenir, keşfeder; bilinmeyenleri çözer ve bir şeyler yapmanın yeni yollarını hayal ederiz. Farklı durumlar için farklı sorular sorarız. Tabi ki genelde bir cevap arıyoruzdur, bununla birlikte, bir bilgiyi ortaya çıkarmak, anlatılmamış hikayeleri keşfetmek, etkileşim ve etkili iletişim için sorular sorarız. Meraklarımız soruları tetikler, sorular da merakları. Meraklar, ufkumuzu açar, hayal gücümüzü genişletir.

Yaratıcı düşünceyi harekete geçiren sorular, beklenmedik ve daha cesur sorulardır. İnsanların kendilerini farklı bir zaman ve düşünce durumuna taşımasına sebep olurlar. Farklı perspektiflerden bakmaya ve konfor alanından çıkmaya iterler. Hayal edilmiş bir gerçekliği imgelemeyi ve her şeyin mümkün olabileceğini öneren sorulardır. Mevcut bir sorunu ele almak için yeni yollar düşünmemize yardımcı olurlar.

Beyin fırtınası toplantısı, bir soruna mevcut yollarla çözüm bulamadığımızda ve en çok da bir yenilik ortaya çıkarmak istediğimizde en çok başvurulan yöntemdir. Yaratıcı sorular, bu toplantılarda çok sık kullanılır. Bunlar, bireylerde risk almayı teşvik eden, ilham veren ve hayalleri ortaya çıkaran araçlardır.

‘Ya şöyle olsaydı?’, Tam tersini uygularsak ne olur?, ‘Bu başka birinin başına gelse nasıl davranırdı?’ gibi sorular, insanları yeni yaklaşımlar ve durumlar hayal etmek için büyük düşünmeye teşvik eder. Bu durum, beyinde ki bağlantıları tetikler, daha önce öğrenilen tüm bilgileri farklı düzlemlerde ilişkilendirerek yaratıcılığı artırır, dolayısıyla ilgili problemin çözümünü kolaylaştırır, yeni fikirleri ateşler.

Beyin fırtınaları sadece kurumsal şirketlerin fayda sağladığı bir metot değil. Bu ufuk açıcı ve eğlenceli yöntemi günlük hayatta, örneğin aile içinde yaşanan sıradan/önemli bir çok problemin çözümünde, olumsuz alışkanlıkların giderilmesi, empati kavramını güçlendirerek iletişimi etkili hale getirmek için kullanabiliriz. Kendi küçük grubumuzda uygulayacağımız bu deneyimde, odağımızı mevcut durumdan uzaklaştırarak bizi konfor alanımızı terk etmeye zorlayarak, yaratıcılık kaslarımızı geliştirecek 25 adet soru derledim.

Büyük, küçük herkesin yanıtlayabileceği, düşünürken kendi ile ilgili yeni şeyler keşfedip, hayal gücünü kullanacağı, komik ve saçma demeden cevap aradığımız sorular aşağıda:

1- Bir bardak ile yapabileceğin 10 şey ne?

2- Bir oyuncak olduğunu hayal et. Ambalajın nasıl olurdu? Üzerinde neler yazardı?

3- Senden farklı bir telefon tasarlamanı istediler. Neyi farklı yapardın?

4- Şu ana kadar başına gelen en iyi şey ne?

5- Netflix için bir belgesel çekseydin ne ile ilgili olurdu?

6- Süpermarkette en sevdiğin reyon hangisi? Neden?

7- Çalıştığın şirketin CEO’su olsan ilk ne değiştirirdin?

8- Bir YouTuber olsan en çok kimle video çekmek isterdin?

9- Bir 3D yazıcı olsaydın hangi malzeme ile ilk ne yapardın?

10- Bir bilgisayar mı, yoksa bir uzay mekiği mi daha önemli? Neden?

11-Hangisini olmak isterdin? Bir göl, nehir, şelale?

12- Kediler konuşsaydı sence ilk ne söylerlerdi?

13- Bir süper gücün olsaydı, bu ne olurdu?

14-Kareyi mi, yoksa daireyi mi daha çok seviyorsun? Neden?

15- Dünyada ki en önemli iş nedir? Neden?

16- Kimsenin şu ana kadar görmediği bir çiçek nasıl olur? Tarif et.

17- Geleceğe yolculuk yapsaydın en çok ne görmek isterdin?

18- Bir hayvan olsan ne olmak isterdin? Neden?

19- Çocuklar için bir oyun parkı inşa etmek istesen, parkta neler olurdu?

20- Para yerine başka bir şey kullansak, bu ne olurdu?

.

Modaya 90’ların Etkisi, ”Grunge Millennial”ler ve MixTape Tee

İlk gençlik yıllarını 80 ve 90’larda yaşayan benim gibi X kuşağı bireyleri iyi hatırlar; Nirvana, Pearl Jam, Soundgarden, o dönemin en iyi müzik gruplarındandı. Bu kadar etkili olmalarının sebebi yaptıkları müzik kadar, ergenlikten yeni çıkan o dönem genç kuşağın nabzını iyi tutuyor olmalarıydı muhtemelen.

60’lı yıllarda folk, 70’ler de punk ve nihayet 90’larda ise grunge müzik akımları yeni alt kültüler oluşturarak, toplumsal değişimlerin her alanda en büyük ateşleyicisi oldular. 80’li yıllarda başlayıp doksanlarda zirve yapan ‘Grunge’ alt kültürü, modern olarak nitelenen batı dünyasını tanımlayan çoğu kültürel, sosyolojik ve ideolojik uzantılarının bir nevi kaynağıydı. Feminizm, liberalizm, anti-otoriter tutum, ironi ve idealizm terimlerini bir potada birleştirerek; şarkı sözlerinde, genel tavır ve modada merkeze alan bir felsefeydi.

Gözlemlediğim kadarı ile çevremde çoğu ergen bizim dönem müzikleri dinliyor. Plaklar şu anda bir ‘hype’ yaşıyor. Sıkı plak koleksiyonu yapan gençler var. Geçen ay karşıma çıkan bir makalede Nirvana’nın ‘Something in The Way’ şarkısının son iki haftada 200 binden fazla TikTok videosunda kullanıldığını okudum. Algoritmaların da etkisi ile 80 ve 90’lar müzikleri, ve felsefesi yeni ve genç hayranlar kazanmaya devam ediyor.

Müzik tercihleri kadar giyim kuşamda da doksanların stil kodlarını severek kendilerine uyguluyorlar. Müzik her dönem sadece modayı etkilemekle kalmayıp, toplumu, kültürü şekillendiren en önemli etmen. Moda ise günümüzde en iyi kimlik ve iletişim aracı.

Doksanlar stilinin en önemli bileşeni; bir forma gibi herkesin üzerinde gördüğümüz yırtık kotlar. ‘Oversize’ tişört ve giysiler, daha androgen bir tavır sergiliyor.

Son dönem yaptığım illüstrasyonlarda bu temayı kullandım. Kullandığım ‘medium’ en demokratik giysi; tişörtler. Bir tişört ile bir kültür hakkında nasıl yorum yapılır? Hissedilenler, söylenecek sözler, güzel hatırlananlar esprili bir şekilde nasıl aktarılır? Bu stili tamamlamak için bu sorulardan hareketle bir tasarım oluşturdum.

Kaset doldurduğumuz günleri hatırlayanlar var mı? Yapılan listeler, geri sararak dinlenen şarkılar, iyisi ve kötüsü ile gençlik hatıraları..

Ve retro müzik dinleyen, ‘old school’ tasarımları seven, grunge millennial ve Z kuşağı yeni nesil gençler..

Kendi ‘playlist’inizi de oluşturabileceğiniz tasarım mağazaya yüklendi.

Seksen ve doksanlardan en favori şarkılarınız, özlemleriniz neler, bunları da yorumlarda duymak isterim.

Humorous Quotations About Love

İster kalp emojileri yağmuru altında ayaklarınız yerden kesilen biri olun, ister geleneksel olarak hediye veya çiçek alın- verin, isterse böyle ticari kaygılarla uğraşmaya tenezzül etmeyin, sevgililer günü ve onunla ilgili temalar, paylaşımlar hayatımızda yer almaya devam ediyor.

Aşağıda; çok fazla bir yerde rastlanmayacak aşk ile ilgili bazı sözler, söylemleri derledim. Söylemleri, bazı esprili nüansları tam yansıtmayacağımı düşündüğüm için Türkçe’ye çevirmeden aktardım. İşte size aşk ile ilgili farklı bakış açıları:

Love is just a system for getting someone to call you darling after sex. Julian Barnes

Love conquers all things- except poverty and toothache. Mae West

If love is the answer, could you rephrase the question. Lily Tomlin

When you’re in love, it’s the most glorious two and a half days of your life. Richard Lewis

“I’ve never fooled anyone. I’ve let people fool themselves. They didn’t bother to find out
who and what I was. Instead they would invent a character for me.
I wouldn’t argue with them. They were obviously loving somebody I wasn’t.” Marilyn Monroe

Only one kind of love lasts- unrequited. Somerset Maugham

People would never fall in love if they had not heard love talked about. La Rochefoucauld

The main purpose of love is to provide a theme for novels. Piers Paul Read

Love is just a chocolate substitute. Miranda Ingram

Love and murder will out. William Congreve

Love is that feeling you get in your guts when you see a girl across a crowded room and think, ‘Wow, I am going to make you the unhappiest woman alive’ Jeff Green

My wife and I were happy for 20 years. Then we met. Rodney Dangerfield

If you love someone, set them free. If they come back, they are probably broke. Rhonda Dickson

Romance is dead. It was acquired in a hostile takeover by Hallmark, and Disney, homogenized, and sold off piece by piece. Lisa Simpson

One woman’s Titanic is another woman’s Love Boat. Carrie Bradshaw, Sex and the City.

Kullandığım kaynaklar; Google, The Funniest Thing You Never Said, Rosemarie Jarski

Yaratıcılığı Artıracak 10 Basit Günlük Aktivite

Yaratıcılığın belli sayıda insanın sahip olduğu özel bir yetenek olduğu düşünülür, ancak, hepimizin sahip olduğu ve düzenli alıştırma ve aktivitelerle geliştirebileceğimiz bir beceridir.

“Yaratıcılık sadece sanatçılar için değildir. Bir satışı kapatmanın yeni bir yolunu arayan iş adamları, bir sorunu çözmeye çalışan mühendisler, veya, çocuklarının dünyayı birden fazla şekilde görmesini isteyen ebeveynler içindir.” –Twyla Tharp

Yaratıcılık becerisi eyleme geçerek, fiziksel performansımız gibi artırılabilir. Gözlem ve düşünce şekillerimizde yapacağımız değişiklikler ile hayata farklı bir perspektiften bakarak, problemlerimizi çözmeyi, hayat kalitemizi artırmayı ve mutlu hissetmeyi kolaylaştırabiliriz.

Günlük hayatımızda yaratıcılığımızı geliştirecek on egzersizi aşağıda sizin için derledim. İhtiyacınız olan, bir defter ve çeşitli kalemler. Her gün 10-15 dk boyunca herhangi bir egzersizi günlük planınıza ekleyin.

1- Karalamalar (Doodling) En basit yaratıcılık egzersizi. Bir toplantıda veya bir film seyrederken bile yapabileceğiniz bir aktivite. Ben en çok çeşitli büyüklüklerde daireler çiziyorum. Geometrik şekiller, çizgiler çizip, anlamsız serbest stil karalamalar yapın.

2- Serbest elle paralel ve düzensiz formda çizgiler çizin.

3- Spiral karalamaların içlerini renkli kalemler ile doldurun. Anlamlı silüetler, şekiller oluşturmaya çalışın. Örneğin bir Picasso stili deneyin.

4- Kuryeden gelen bir siparişinizin kutusunu, bir ambalaj kağıdını veya bir karton torbayı istediğiniz gibi boyayıp renklendirin.

5- Gözünüz kapalı olarak zihninizdeki bir objeyi veya hayvanı çizin.

6- Sevdiğiniz bir şarkıyı, başka bir şarkının sözleri ile söylemeye çalışın.

7- Her gün 10 dakika boyunca, her nerede iseniz etrafınıza dikkatli bakarak gözlem yapın. Etrafta neler var? Hangi renklerle çevrilisiniz? Güzel ve kötü görünen şeyler neler? Normalde hiç dikkat etmeyeceğiniz şeylere odaklanmaya çalışın.

8- Legolarla gerçekçi olmayan şekiller, evler, binalar, arabalar vs. oluşturmaya çalışın. Bunu Minecraft’ta da yapabilirsiniz.

9- Sürekli yaptığınız bir yemeği hazırlarken önemli bir şeyi değiştirin. Bir malzeme yerine bir başkasını koyabilir veya pişirme şeklini farklılaştırabilirsiniz.

10- Bir oyun hamuru alın ve bir heykel yapın. Henry Moore bu konuda benim ilham kaynağım.

Sizin favori egzersiziniz hangisi?

‘Metaverse’ Nedir? Yeni Başlayanlar İçin Kullanım Klavuzu.

Magic, experiences, parallel presence, action, community, creation, revolution, immersive, digital asset, shared experience, digital layer, freedom, connection, collaboration, internet, togetherness, dreamscape, digital future, the new business model, scam, bullshit, fantasy….

Sihir, deneyimler, paralel mevcudiyet, eylem, topluluk, üretim, devrim, kapsayıcı etkileşim, dijital varlık, deneyim paylaşımı, dijital katman, özgürlük, bağlantı kurma, işbirliği, internet, birliktelik, hayal merkezi, dijital gelecek, yeni iş modeli, scam, saçmalık, fantezi…

Yukarıda ki kelimeler, yaptığım okumalar ve dinlemeler boyunca gördüğüm ve duyduğum farklı tanımlamalar. Bu kelimelerin çoğu bu ortamda iş üreten, çalışan, ve son tahlilde artık görmezden gelemeyeceğimiz bu dünyayı inşa edecek insanlardan geldi. Burada, basit düzeyde teknik açıklamalar ile birlikte, metaverse evreninin benim için ne anlam ifade ettiğini ve bir parçası olmak için neden büyük heyecan duyduğumu anlatacağım. Yazının en altında ise bu alanda daha detaylı bilgiye ulaşmak için bir kaç link paylaşacağım.

Şundan eminim ki, ‘Metaverse’, magazinsel boyutuyla sürekli orada burada gördüğümüz gibi sadece oyun oynanan, arsa, mülk alınıp satılan, kısa yoldan zengin olmak için fırsat kollanan bir yer değil, ve basit olarak Sanal Gerçekliğin (VR) geliştirilmiş bir versiyonu gibi görünse de bundan fazlası.

Bu alanda bence bir guru olan Matthew Ball, metaverse’ün, aslında hepsi bir parçası olsa da, ne olmadığını aşağıdaki gibi özetlemiş:

Metaverse ne değildir?

Yazılım geliştirme tarihindeki dönüm noktalarından biri, Kasım 2006’da Sun Microsystems’in Java programlama dilini açık kaynak olarak alacağını duyurmasıyla gerçekleşti. Ancak bu açıklamayı 2003 yılında Linden Labs tarafından inşa edilen Second Life’da bulunan merkezinden yapması duyurudan daha fazla ilgi çekti. Second Life, bilindiği üzere, 3 milyon kullanıcıya sahip, kullanıcıların kendi aralarında mesajlaşacağı, içerik, araç oluşturabileceği, sanal araçlar, giysiler, arazi ve mülk satın almak için kullanılabilen para birimine sahip bir VR içerik deneyim alanı. Yani metaverse’ü sadece bir sanal dünya olarak tanımlayacaksak, bu sistem 2003 yılından beri zaten hayatımızda.

Ancak, VR, sanal bir dünyayı veya alanı deneyimlemenin bir yoludur. Dijital bir dünyada var olma duygusu onu Metaverse yapmaz.

Fortnite da, Metaverse’in birçok unsuruna sahip gibi görünen bir oyun. Ancak, Steven Spielberg’in 2018 yılı yapımı filmi Ready Player One’da olduğu gibi kapsamlı bir metaverse tasviri için yine de basit kalır. Metaverse, bazı oyun benzeri hedeflere sahip olabilir, oyunlar içerebilir ve oyunlaştırmayı içerebilir, ancak kendisi bir oyun değildir.

World of Warcraft gibi bireysel oyunlar , uzun süredir gerçek insanların sanal malları gerçek parayla takas ettiği veya gerçek para karşılığında sanal görevler gerçekleştirdiği işleyen ekonomilere sahipti. Buna ek olarak, Amazon’un Mechanical Turk gibi platformların yanı sıra Bitcoin gibi teknolojiler, sanal ve dijital görevleri gerçekleştirmek için bireylerin/işletmelerin/bilgisayar gücünün işe alınmasına dayanmakta. Metaverse sadece dijital ve sanal ekonomi merkezi değil.

Metaverse, sadece, sayısız bireyin sadece içerik “yaratabileceği”, “paylaşabileceği” ve “para kazanabileceği” başka bir YouTube veya Facebook benzeri içerik üretici bir platform değildir. Büyük kurumlar çok büyük yatırımlar yapsa da , Facebook Meta olarak ismini değiştirip bu dünyanın parçası olsa da sadece onun kontrol edeceği bir yer de değil.

Ancak tam vizyonuyla Metaverse, dijital deneyimlere açılan kapı, aynı zamanda tüm fiziksel deneyimlerin önemli bir bileşeni ve bir sonraki fırsatlarla dolu iş platformudur. Daha geniş anlamda, Metaverse, iş ve entellektüel kaynaklarımızı nasıl tahsis ettiğimizi ve bunlardan nasıl para kazandığımızı değiştirmeye yöneliktir.

Metaverse’ün Bileşenleri

Süreklilik: Metaverse evrenlerde hayat gerçek dünya ile senkronize devam eder. Duraklamaz, bitmez. Eş zamanlılık: Herkes için gerçek zamanlı canlı bir deneyim sunar. Mevcudiyet hakkı: Herkes metaverse ün bir parçası olabilir. Etkinliklere katılabilir. Ekonomi: Sistemde değer üretme yolları, pek çok kişi için çok değişik iş imkanları sunacaktır. Geçişkenlik: Şu ana kadar ki ve gelecekte inşa edilecek tüm VR ortamların arasında ve gerçek fiziksel dünya ile geçişkenlik olması gerçek metaverse kavramını oluşturacak. Tüm ekosistemde istersek aynı avatarı kullanmak, örneğin Fortnite ta kullandığımız bir aracı başka bir oyunda da kullanabilmek, Nike’tan aldığımız sanal ayakkabıyı birden fazla oyun ve ortamda giyebilmek, yani, dijital varlıklarımızı birden fazla evrende kullanabilmek gerçek bir metaverse deneyimi sunacak.

Sanal dünyaların geleceği ve sunacakları konusunda insanlar iki gruba ayrılıyor; çok şüpheci, ön yargılı yaklaşanlar, ve inanılmaz optimist, hatta fazla hayalci senaryoları olanlar. İkinci gruba daha yakın hissetmekle beraber, benim için önemli olan; bir yeniliği tümden reddetmeden ve fazla yargılamadan merak ederek anlamaya çalışmak ve kendi yaşantım ve kaynaklarım çerçevesinde kendime fayda ve değer yaratmaya çalışmaktır. (Tasarım odaklı düşünce sistemi ile ilgilenmeye başladığımdan beri en büyük çıkarımım bu davranış kalıbı oldu.)

Yaratıcı Ortamın Gücü

Dünyayı değiştiren bir çok girişim Silikon Vadisinden çıkıyor. Ülkemizde de sık yaşanan beyin göçü, gelişmiş ülkelerde bulunan iyi üniversitelere doğru gerçekleşiyor. Bunun nedeni iyi, yenilikçi ve yaratıcı işler başarmakta çevrenin etkisi. Yaratıcı ortamlar, ve sizi çevreleyen yaratıcı insanlar ile etkileşim imkanı, gelişimi ve inovasyonu tetikleyen en büyük unsur bana göre. Web 2, insanların online olarak etkileşimde olması, bilgiye ve içeriğe erişim ve kendi kendine öğrenmeyi kolaylaştırarak, dünyanın heryerinde internet erişimi olan milyonlarca insan için bir çok fırsat kapısı açtı. İşte, gerek kişisel gerekse iş anlamında en çok heyacanlandığım, meraklandığım kısmıda buradan hareketle, metaverse ün eşzamanlılık bileşeninin yaratacağı muhteşem fırsatlar olacak.

Halen örneklerini gördüğümüz çeşitli sanal konferans odaları bunun başlangıcı.

İlginizi çeken bir toplantı odasında dünyanın herhangi bir yerinden benzer merak ve yetileri olan insanlarla bir araya gelebileceğiz.

İlerisi için benim öngördüğüm en önemli özellik, gerçek dünyada belki hiçbir şekilde bir araya gelemeyeceğimiz bir çok kişi ile bilgi alışverişi, beyin fırtınası, işbirlikleri yapabilme imkanını sunabilecek olması.

Fiziksel olarak yer değiştirmeden, sadece internet ve sanal gözlük kullanarak, iyi bir araştırma ve çaba ile, belki de ulaşamadığımız, etkileşime giremeyeceğimiz insan kalmayacak.

Düşünün; bir fitness eğitmenisiniz, aktivite odalarında dünyanın pek çok yerinden eğitmenle bir arada spor yapacaksınız, bilgi paylaşacaksınız. Okuma odalarında, yazarlar ile kitap okuma etkinliğine katılabileceksiniz. Start-up ler için kurulan beyin fırtınası toplantı odalarına katılıp işinizle ilgili yeni fikirler, veya hayal bile edemeyeceğiniz işbirlikleri sağlayabileceksiniz. Meditasyon, yoga ve bir çok konu ile ilgili hobi, sohbet odalarına katılabileceksiniz. Beklediğiniz bir filmin ilk izlemesini aktörler ile deneyimleyebileceksiniz. Ya da belki bir karaoke yarışmasına katılabilirsiniz. Olasılıklar sınırsız.

Bunlar, kendini geliştirmek, bir start-up kurmak, eğitim almak veya sadece eğlenmek isteyen herkesin için muhteşem değil mi?

İhtiyacımız olan şeyler; internet, bir sanal gözlük ve ‘İngilizce’. (Şu an hayata yeni atılacak bir lise veya üniversite öğrencisi olsam, işi gücü bırakır bu dinamikleri anlamaya çalışarak yabancı dili mümkün olan en iyi hale getiririm.)

Metaverse, inanılmaz ihtimaller sunuyor bana göre. İş yapma şeklimizi değiştirecek bir sistem öngörülüyor. Bir çok yeni iş kolu, iş tanımı ve girişimler hayat bulacak bu şekilde.

Şu an gerçeklere değinirsek; arzulanan anlamda Metaverse’in inşası ve çalışması için sayısız yeni teknoloji, protokol, şirket, yenilik ve keşif gerekecek. Temel düzeyde, milyonlarca insanın paylaşılan, eşzamanlı bir deneyime katılması şöyle dursun, binlerce kişi için bile teknoloji henüz mevcut değil. VR gözlükleri herkesin ulaşabileceği bir fiyatta değil. Milyonlarca insanın aynı anda istenen hızda etkileşimi iyi bir donanım ve sanırım 5G ile mümkün olacak. Belki de en kötümser tahminle, bu hype istenen noktaya gelmeden sönecek.

Süreç ne şekilde işlerse işlesin, büyüklüğü milyarlarca dolara ulaşan bir ekosistem mevcut. Yapılan ve yapılacak yatırımlar ile bence bambaşka bir noktaya gelecek. O nedenle, şu anda da arsa satışları vs. ile gördüğümüz onlarca belki yüzlerce scam proje hayata çıksa da, Facebook, iyi bir hamle ile bu yeni ortamı ele geçirme hamleleri yapsa da, metaverse gerçek ve hepimizin. Bunu anlamlı bir şekilde inşa edecek ve kullanacak bizleriz. Sadece şu an ki haliyle bile, onu yok saymadan, kendimiz, işimiz kısacası hayatımız için ne alabiliriz, ne fayda sağlayıp değer yaratabiliriz, bunları kovalamak lazım.

Detaylı bilgi alabileceğiniz kaynaklar

1- Koray Birand Youtube kanalı. Koray, tasarım ve teknoloji ile ilgili içerikler üreten bir fotoğraf sanatçısı. Son metaverse videosu müthiş!

2- Matthew Ball internet sitesi.

3- Cathy Hackl. ‘ The Godmother of Metaverse’

4- Realm Academy

Belirsizlik Ortamında Hedeflere Ulaşmanın Yeni Yolları

Hayatımızda ki en önemli şeylerin gelecekte yaşayacaklarımız olduğuna inanarak büyüdük. Anne-babamız iyi alışkanlıklar öğrenirsek, yetişkin olduğumuzda daha iyi işler yapacağımızı öğretti. Öğretmenler bu sıkıcı derslerin ileride işe yarayacağını söyledi. İş yerinde de özellikle yeni çalışanlara sabırlı olunması, sıkı çalışılması ve böylelikle ileride terfi alacakları söylenir.

Amerikalı yazar Ralph Waldo Emerson şöyle der: ” Sürekli olarak yaşamaya hazırlanıyoruz, ama, hiç yaşamıyoruz”

Küçük yaşlardan beri; gideceğimiz okul, sınavlarda başarı, kısaca kazanmamız istenen tüm yetkinlikler için bir çok hedef peşinde koştuk durduk. Bu hedefler; ‘Mutlu olmak istiyorum’ gibi soyut veya ‘Şu okulu kazanmak istiyorum’ gibi somut şeyler olabilir.

Yeni dünya düzeninde hayallerimizi gerçekleştirmek ve hedeflerimize ulaşmak için şu ana kadar uygulamada olan konvansiyonel yöntem ve mevcut yaptıklarımızdan biraz fazlasını ya da farklısını yapmak gerekecek.

Hedeflerinizi içgüdüsel ihtiyaçların ötesinde düşünün.

Herbirimizin ölmeden önce başarmak istediklerine dair hayalleri var, ancak, hepimizin öncelikli hedefi basit: İç güdüsel olarak hayatta kalmak, soyumuzun ya da hatıramızın devamı için çocuk sahibi olmak, ve bunları iyi bir yaşam standartında, rahatlık ve itibar içinde yapmak. Maslow‘un da ihtiyaçlar hiyerarşisi şemasında bahsettiği ve en alt basamaklarda yer alan bu ihtiyaçlar karşılanmadan bir üst ihtiyaç doğal olarak göz ardı ediliyor. Hayatta kalmaya dair beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlar çözüldükten sonra ancak yeni ihtiyaçlar hissediyoruz ve bu yeni istekler; özgüven, öz saygı, statü, itibar, takdir görme, yaratıcılık ve kendini gerçekleştirme gereksinimleri olarak tanımlanabilir. (Genel olarak gelişmiş ülkelerde, en azından şimdiye kadar, toplumun çoğunluğu belli bir standartta hayat süreceğinden emin olarak, tüm konsantrasyonunu, piramidin en üst seviyesindeki ihtiyaçlara yönlendirmesi ve kendini gerçekleştirme amacı ile hedef koyup planlar yapması ve daha elverişli bir ortamda yaşadığı için de bunlara ulaşması daha olası. Hemen hemen tüm teknolojik ve tasarımsal yeniliklerin bu ülkelerden çıkması da doğal olarak bir tesadüf değil.)

En iyi versiyonunuza ulaşmayı hedeflemeyi bırakın.

En iyi versiyonumuz nedir? Onu nasıl tanımlıyoruz? Neye göre, hangi zaman diliminde? Sadece tek bir nihai mükemmel versiyonumuz yok belki. İdeal olarak, bir çok değişik versiyonumuzun toplamıyız. Bu kadar belirsizliğin ve değişim hızının çok yüksek olduğu bir zamanda, olmak ve yapmak istediğimiz şeyler de çok hızlı değişebiliyor artık. O nedenle, örneğin ‘5 yıl sonra kendini nerede görmek istersin?’ gibi sorulara için verilen cevaplar da şu ana kadar süregelen kalıpların ötesine geçmeli. En son pandemi koşullarının da belirgin hale getirdiği bu hız ile gördük ki hayatın değişen bir çok dinamiğine karşı kontrolümüz maalesef çok az.

Yaşam deneyimimiz her şey olabilir ama kesinlikle doğrusal değil. Yani şunu yaparsak, kesin buraya ulaşırız diyemiyoruz. Bunun bir formülü yok. Sadece iyi bir üniversite mezunu olmamız, iyi bir iş paketi getirmiyor. Çok iyi bir kurumda çalışmaya başlamamız da iyi bir kariyer garantisi değil maalesef.

Ülke olarak maalesef gelişmiş ülkeler kategorisinde değiliz, ve çoğumuz için yaşam mücadelesi ekonomik ve manevi olarak zor olsa da bu yazıyı okuyorsanız tahmin ediyorum ki şanslı olan gruptasınız. Yani, bir şey merak edip bu yazıyı okuyarak, bir eylem gerçekleştiriyorsunuz.

Merak edin.

Artık yeni dünyada hayal ve hedeflerine ulaşanlar, öncelikle merak edip, soru soran, olaylara farklı perspektiflerden bakıp empati yönünü geliştiren, soyut düşünenler olacak. Sadece yetenekli olmayıp, bu yetenekleri yetkinliğe dönüştürenler, değişen koşullara karşı esnek olanlar, birden fazla versiyonlarına şans tanıyıp, bir kaç iş tanımı olanlar, ömür boyu öğrenme ve kendi kendine öğrenme yetisini geliştirenler, bulunduğu ortam ve koşullardan bağımsız olarak geleceği de inşa edecek.

Millennial kuşaktan ilham alın

Şimdi kuşak tanımı ve farkları konusuna girmeyeceğim ancak, bu sürekli geleceğe hazırlık yaparak yaşamak söylemi aslında 2000 yılı sonrasında doğan kuşak için pek geçerli değil. Farklı bir dünya düzeni kuruluyor ve bu yaş grubu, bu oluşumun dinamiği. Kendi çalışma düzenlerini, farklı yaşam versiyonlarını, kendi değer yargılarını belirliyorlar. Ön yargısız bir şekilde bu değişimden kendimiz için iç görüler oluşturma adına örüntüler aramalı. Gözlemlediğim kadarı ile kendileri için birden fazla uzmanlık alanı belirliyor, herbirine çok fazla dikey olarak yoğunlaşmadan, arada geçişler yaparak ilerliyorlar. Bunu sürekli iş değiştirme olarak gözlemliyoruz. İstikrarsızlık, maymun iştahlılık veya sabırsızlık olarak görünse de aslında değil.

Buradan çıkarım şu olabilir; hayatımız boyunca yaptığımız iş ile birlikte, bize zevk veren, bizi akış alanında tutan, ilgi duyduğumuz konular belirleyip, bu alanlarda kendimizi geliştirmek. Bu hobi ya da faaliyetlerin bir ya da bir kaçından bir yan gelir elde edebilmek. Mevcut işimiz ya da uzmanlığımız konusunda kontrol edemediğimiz bir sıkıntı olursa, yine hayatımıza farklı bir yetkinlik alanımız ile devam edebilecek bilgi düzeyi ve esnekliğe ulaşmak.

Burada önemli olan her şeyi aynı anda yapmamak. Bir kaç seçenek belirleyin, her seferinde belli bir süre sadece birine odaklanıp, belli bir düzeye gelince diğerine geçin.

Hayatımızı planlamak ve hedefler koymak, öncelikle kendimizi tanımamızı, güçlü ve zayıf yanlarımızı, yetenek, ilgi ve tutkulu olduğumuz alanları keşfetmeyi gerektiriyor.

Hedeflerinizi tutkularınıza göre belirleyin.

Tutkularımız ve gerçekten sevdiğimiz şeylerin ne olduğunu nasıl anlayacağız?

Dışarıdan bize ‘ İşte hayatını harcamana değecek bir hedef’ diyecek kimse yoktur. Hayatımıza anlam kazandırmanın yolunu kendimiz keşfetmeliyiz. Bunun için:

Yapmayı sevdiğiniz şeylerin bir listesini yapın.

Başarılarınızın envanterini çıkarın. Başarılarımız becerilerimiz, değerlerimiz ve kalbimizde ne olduğu hakkında çok şey anlatır. Hem profesyonel hem de kişisel olarak hayatta neyi başardınız? En çok gurur duyduğun şey nedir?

Özelliklerinizin bir listesini yapın. Sizi diğerlerinden ayıran nedir? Yeni fırsatları keşfetmeye çalışın. Rutinlerden ve konfor alanından uzaklaşın.

Yeni şeyler yapmaya başlayın ve yaratıcılığınızı ateşleyin. Yeni bir kitap okuyun, yeni bir restorana gidin, farklı bir podcast dinleyin, sabah rutininizi değiştirin, yeni bir ders alın.

Benzer ilgi alanlarına sahip insanlarla iletişim kurmaya başlayın. Yeni insanlarla tanışmak sadece hayatımıza daha fazla zenginlik katmakla kalmaz, aynı zamanda ilgi alanlarınızı ve yeni fırsatları ortaya çıkacak ve kendiniz hakkında çok şey öğrenmenize yardım eder.

Dünyaca ünlü AKIŞ Teorisini ortaya koyan Mihaly Csikszenmihalyi kitabında: ‘Bir insan için en iyi anlar, kişinin bedeni ve zihni zor ve değerli bir şeyi başarmak için gönüllü bir çabayla sınırlarına kadar zorlandığında olur.’ der.

Yaşam kalitemizi iyileştirmek için stratejiler; dış koşulları hedeflerimizle uyumlu hale getirmeye çalışmak veya dış koşulları nasıl yaşadığımızı değiştirerek hedeflerimize uygun hale getirmeye çalışmaktır.

Hedeflerimizi son tahlilde mutlu bir hayat yaşamak için koyuyoruz. Şunu unutmamak lazım ki; bizi mutlu edecek olan şey, sadece hedeflere ulaşmak, zengin, zayıf, güçlü vs. olmamız değil, hayatımızla ilgili hissettiklerimiz ve yaşadığımız büyük küçük tüm deneyimlerin kalitesini artırmaya çalışmaktır.

Sanal Gerçeklikte Koklayabilecek miyiz?

Photo credit by Vilhelm Parfumerie

Kendimi bildim bileli, aromaterapi, kokular ve özel tasarım parfümlere özel bir ilgim oldu. Bu konuda imkanım el verdiğince, keşfettiğim bir kaç yabancı markanın kokusunu kullanıyorum. Güzel bir kokunun verdiği his ve yaşattığı deneyim benim için çok önemli, yerine başka bir şey koyamayacağım bir durum.

Geçen gün internetten parfüm siparişimi verirken, bu aralar hem öğrenmeye hem de bir değer yaratmaya uğraştığım sanal dünyalarda kokunun karşılığının ne olacağı takıldı aklıma. Zira, bu dünyalarda ev, arsa alabiliyoruz, bizi temsil eden avatarı ve yaşadığımız ortamları istediğimiz gibi tasarlıyoruz, dijital kıyafetlerimizi en ünlü markalardan bulabiliyoruz, dokunma hissini gerçeğe en yakın şekilde deneyimleyeceğimiz yapay deriler tasarlanıyor, ancak puzzle ın çok önemli bir parçası eksik; koku.

Şimdi bir düşünün, sanal dünyada bir oyundasınız, bir ormanın içinde bir patikada ilerliyorsunuz, ve aynı zamanda doğanın muhteşem kokularını da soluyorsunuz. Bu durum yaşadığımız deneyimi güzelleştirmez mi?

Duyular yaşamımızı anlamlandırmak için ve güçlü duyumlar yaratmak için birlikte çalışır. Ama, koku alma benzersizdir. Aldığımız kokular beynimizde doğrudan iki yeri etkinleştirir; amigdala ve hipokampus. Bu bölgeler duygularımız ve hafıza ile güçlü bir şekilde bağlantılı. Bu bölgeleri direkt aktifleştiren tek duyumuz, koku almak. İşte bu sebeple, koku, diğer başka hiç bir duyumuzun yapamayacağı şekilde bizde, bir çok duygu uyandırıyor ve geçmiş anıları hatırlamamızı sağlıyor.

Araştırmalar, koku alma-görsel uyarımın, stres gibi psikolojik ve sosyal sorunların olumsuz etkilerini azaltma sürecinde, mutluluğu artırmak için önemli bir yardımcı ve destek olabileceğini, ayrıca duygu durumu ve hafızayı olumlu yönde etkilediğini de göstermekte.

Gelecekte muhtemelen hayatımızın bir kısmını geçirmeye kesin gözüyle baktığımız bu ortamlarda, hem yaygınlaşmayı, hem harcadığımız süreyi, ve en önemlisi, deneyimin kalitesini artırmak, bu alana yatırım yapacak ve iş modeli haline getirecek başta Meta (Facebook) olmak üzere pek çok kuruluş ve start-up ın öncelikli hedefi. En iyi sanal gerçeklik deneyimine ulaşmak için amaç; ‘multi-sensory‘ yani çok duyulu metaverse. Sanal gerçeklik deneyimini daha etkin ve gerçekçi kılmak da sahip olduğumuz beş duyunun en yüksek oranda etkin olarak kullanımıyla olacak.

Pek çok girişim, dokunma hissi eksikliğini, giyilebilir cilt teknolojileri geliştirerek çözümlemeye çalışıyorlar. Yeni giyilebilir cilt, yapaylığı da en aza indirerek, sanal gerçeklikte nesnelere dokunmamıza ve hissetmemize olanak tanıyor.

Sosyal medya devinin yeni ana şirketi Meta’nın başkanı olan Facebook kurucu ortağı ve CEO’su Mark Zuckerberg, Kasım Ayı’nda yaptığı söylemde, ‘metaverse’ için tasarlanmış yeni bir dokunmatik sensör ve robot dış görünümü için çalıştıklarını duyurdu.

Şu anda Meta, koku alma odaklı herhangi bir VR ürünü üzerinde çalıştığını iddia etmiyor, ancak bazı şirketler artık insanların metaverse’i “koklamasını” mümkün kılacak cihazlar geliştiriyor.

Metaverse’de koku almamızı sağlayacak girişimler:

OVR Technology, bu startup lardan biri. Kullanıcılarına gerçekçi bir duyusal deneyim sunmak için tasarladığı VR gözlükler, cihaz ile birlikte, etrafını saran bantlar sayesinde kulaklıkların alt kısmına takılabilen ve sanal gerçeklikte koklamanızı sağlamak için küçük parfüm parçacıkları yayan ION adlı küçük bir eklentiden oluşuyor. Şirket ayrıca sanal gerçekliği, dijital terapi olarak kullanma amacı ile çalışmalar yapılıyor. Yarattıkları teknoloji, temelde kurumun Vermont laboratuvarında yaratılan bir dizi kokuyu kullanarak akıllıca düzinelerce koku alma deneyimi yaratıyor. Kullanıcılar çevreleriyle etkileşime girdikçe, gerçek dünyada ortaya çıkan ve dağılan kokuyu taklit eden kokular VR gözlükten kullanıcıya ulaşıyor.

Bir Kickstarter projesi ile ortaya çıkan Feelreal, yüzlerce kokuyu deneyimlemek için kullanıcılara sunuyor.

Vaqso, görüntüye koku ekleyerek daha yüksek gerçekçi deneyimleri mümkün kılmayı hedefliyor. Değiştirilebilen kartuşları şu an, zombi kokusu dahil 15 koku çeşidini deneyimlemeye olanak tanıyor.

Metaverse ve koku ikilisine farklı yaklaşan girişimler de var:

NFT olarak ‘koku’:

Londra merkezli parfüm evi, Rook Perfumes, dijital dünya için bir koku yaratan NFT tabanlı bir DAO’ya öncülük ediyor. ‘Scent of Metaverse‘ isimli kokuyu yaratan şirket, DAO ( Merkezi olmayan otonom organizasyon) aracılığıyla bu kokunun NFT lerini oluşturarak, sanat ve müzik sektörü yanında kokunun da dijital sertifikasını katılımcılara ulaştırmak, yaratılan modelden katılımcıları iş modeline dahil ederek, gelirlerden pay almasına olanak tanımayı amaçlıyor.

Bir sonraki hedef metaverse de bir parfüm mağazası açmak.

Tabi metaverse dünyaların kitlelere ulaşması için şu an en büyük engel, bu cihazların fiyatları. Sanal gerçeklik şirketleri de bunun farkında olarak, daha geniş bir kitlenin teknolojilerini benimsemesini sağlamak için bir mücadele içinde.

Dijital giyim ve aksesuarlar ile ilgili yeni girişimler ile birlikte bir çok dünya devi moda markası bu sistemde yer almak için büyük çaba ve para harcıyorlar. 2021 yılı içinde metaverse, ve NFT lerle bir çok işbirliği ve yeni oluşum duyduk. Ben, LV, Hermes, Chanel gibi markaların, bünyelerinde bulunan en büyük gelir kalemleri olan kozmetik ve özellikler koku endüstrisini ‘metaverse’ e nasıl adapte edeceklerini çok merak ediyorum.

Duyularımız bizi çevremize bağlar. Duyularımız tarafından toplanan bilgilerle öğreniyor ve daha bilinçli kararlar veriyoruz, keyifli bir hayat yaşıyoruz. ‘Metaverse’ ün gelecekte gerçek dünyaya alternatif olmasının tek yolu da, beş duyumuzu kullanacağımız bir evren haline getirmekten geçiyor..

NFT Yılı 2021’de Neler Oldu?

Illustration by Ilya Kazakov

2021, tabir-i caizse, değiştirilemez tokenlerin (NFT) patladığı bir yıl oldu. Birçok ünlü isimden büyük şirketlere kadar farklı NFT satın almaları ve üretilen koleksiyonları gördük.
Ben yılbaşından itibaren Blokzincir dünyası ile ilgilenmeye başladım. Bu konuda en büyük bilgi kaynağım başta Clubhouse (evet hala zaman zaman kullanıyorum) oldu. Pandemi koşulları da daha fazla zaman ve enerji ayırabilmemi kolaylaştırdı açıkçası. Konuyu bilen ve hali hazırda üretim yapan belli sayıdaki kişiler dışında pek çok insanın bu platform aracılığıyla bu akıma dahil olmasına, sesini duyurmasına, etraflarında bir topluluk oluşturup NFT temelli mükemmel bir iş modeli yaratmalarına tanık oldum. Ardından NFT dünyasının kalbinin Twitter ve Discord kanallarında attığını keşfettim.

NFT’leri kısaca, kriptografik kanıt sağlayan bir özgünlük sertifikası olarak tanımlayabiliriz.

Bu yıl NFT’leri en sık 4 farklı katmanda gördük:

  1. Dijital Sanat NFT’leri
  2. Oyun NFTleri
  3. Avatar NFT’ler
  4. Müzik NFT’leri

Tarihi gelişim olarak, NFT’ler aslında ilk olarak 2017 yılında, kullanıcıların dijital kedileri topladığı ve beslediği bir uygulama olan CryptoKitties in piyasaya sürülmesiyle ortaya çıktı. Ardından yine 2017 yılında LarvaLabs tarafından 10,000 benzersiz pixel karakter olarak yaratılan CryptoPunks‘lar milyon dolarlara varan satışları ile gündeme geldi. Kurumsal şirketlerin bu dünyaya olan ilgisine örnek olarak, Visa‘nın, CryptoPunk 7610 isimli karakterini 150.000 USD a aldığını unutmayalım.

Bu yıl NFT kavramını tüm dünyada manşetlere taşıyan olay aslında dijital sanatçı Beeple’ın eserini ünlü müzayede evi Christie’s de 69 milyon doların üstünde satması oldu. Eser sanatçının 13 yıl boyunca yaptığı 5000 den fazla çalışmanın bir bütünü. Bu olay prestijli bir sanat kurumunun ilk olarak NFT’leri onaylamasının bir kanıtı olarak görüldü.

Mayıs Ayı’nda 10.000 parçalık “Bored Ape Yacht Club” serisinin lansmanı yapıldı. Seride farklı saç rengine, aksesuara ve yüz ifadesine sahip bir dizi maymun yer alıyor. Bu, temelde CryptoPunk serisinin benzeri olan bir projeydi, ancak “BAYC”, pazarlama planına önemli bir topluluk gücü unsurunu ekledi. Projenin lansmanında Clubhouse çok kullanıldı. Pek çok BAYC sohbet odası düzenlendi. Topluluk üyeleri inanılmaz bir motivasyon ile başladılar. Proje ilk çıktığında neredeyse eş zamanlı olarak lanse edilen ‘Meebits‘ projesinin biraz gölgesinde kaldı. Ancak, eser sahipleri, koleksiyonerlerin sohbet edip network oluşturabilecekleri özel bir Discord kanalı açtılar; sahipleri “Maymun”larını Twitter’da profil fotoğrafı yani avatarları olarak kullanacaklardı. Bu NFT serisini yaratanlar yalnızca NFT pazarına hakim olmak için değil, aynı zamanda onu temelden şekillendirmek için çalıştılar ve yüklü satışlarla yıl boyu sık sık adlarından söz ettirdiler.

“BAYC”ın başarısının ardından benzer projeler furyası başladı. Bu projeler, ‘Profil Resmi NFT”leri (PFP ​​NFT’ler) olarak adlandırıldı, çünkü genellikle satın alınan NFT sosyal medya avatarı olarak profil fotoğrafı olarak kullanıldı. Tüm PFP projeleri hayvan figürü tasvir etmese de, PFP NFT’leri, özellikle yaz boyunca piyasaya hakim olmaya başladı. O kadar büyük bir satış hacmi oldu ki, koleksiyoncular mevsime JPEG Yazı adını verdiler. PFP NFT’leri, NFT topluluğunun ve genel olarak pazarın yüzü haline geldi ancak bu koleksiyonların hakimiyeti ile NFT’lerin sanatsal değerden yoksun oldukları konuşuldu.

NFT ler oyun alanında da geniş bir kullanım alanı buldu. Bu teknoloji, oyun içi karakter ve varlıkların token haline getirip el değiştirmesini mümkün hale getirdi. Bu durum oyunlara merkeziyetsiz bir durum kazandırdı. Şöyle düşünün geleneksel oyunlarda oyunu yaratan taraf, kurum, şirket oyununu bir şekilde sonlandırırsa, o zaman kadar oyun öğelerine kullanıcılar tarafından erişim de kapanır. Blok zincir temelli oyunlarda Nft ler sayesinde artık oyuncular karakterler ve diğer ve tüm oyun öğeleri üzerinde sahiplik ve kontrol sağlar. Oyun içinde ki NFT ödülleri, sahip olunan tokenlerin yine NFT olarak satışı, oynayarak kazan temasını benimseyen oyunların kullanımının yaygınlaşmasını ve güçlü bir topluluğa dönüşmesini sağladı.
Bu yılın en öne çıkan oyun projesi Axie Infinity oldu. Pokemon’dan ilham alan bu oyun inanılmaz bir satış rakamı ve topluluk büyüklüğüne ulaştı.

Yapay zekanın artistik olarak kullanımı sanat kavramına farklı bir perspektiften bakmamızı sağladı. İlk olarak 2020 yılında Erick Calderon tarafından tasarlanan ArtBlocks dijital sanatı çeşitlendirmek ve kalitesini yükseltmek için blok zincir teknolojisinden yararlanan bir platform olarak ortaya çıktı. Platform esasta, sanatçıların kendi kodlarını yükleyerek NFT’ler oluşturmasını ve bunları satmasını sağlıyor. Özellikle Ağustos 2021 yılında bu platformda oluşturulan Fidenza projesi ile Tyler Hobbs astronomik getiriler elde etti.
Murat Pak ve Refik Anadol, yine yapay zeka ve algoritmaları kullandıkları sanatları ile sık sık gündemde kaldılar. Murat Pak’ın son NFT projesi ‘Merge’ 100 milyon doları aşan satışıyla rekor kırdı. Pak, 2 ve 4 Aralık 2021 tarihleri arasında, NFT platformu Nifty Gateway’de 91,8 milyon dolara toplu bir şekilde 250.000 “kitlesel birim” sattı. Bu satışı etkileyici yapan şey satış fiyatı değil, daha ziyade devasa bir kavramsal sanat eseri yaratmak için blok zinciri teknolojisinin benzersiz kullanımı oldu. Örneğin, 100 toplu birim satın alan bir alıcı, 10.000 satın alan bir alıcıdan farklı bir NFT’ye sahip oldu. Yaşayan en pahalı eser sahibi sanatçı ünvanını Jef Koons’dan aldığı söyleniyor Murat Pak’ın.
Yine muhteşem eserler üreten, Refik Anadol’un yarattığı ‘Machine Hallucinations‘ son NFT serisi satışları milyonlarca dolarlık bakiyelere ulaştı.

‘NFT Hype’ tan bahsederken NFT satış platformlarından bahsetmemek olmaz. Abonelik ücreti karşılığında sınırsız dijital içerik sağlayan Spotify ve Netflix gibi platformların aksine, NFT market platformları, fiziksel eserler gibi dijital içeriğin de kıt olabileceği, yani arzının miktar olarak sınırlı olabileceği, dolayısıyla alınıp satılabileceği değer önerisi ile ortaya çıktılar.
Bu platformlar, geleneksel bir müzayede evinin belirli bir sanat eserinin aslında orijinal olduğunu, bir kopya olmadığını doğrulamasına benzer şekilde, dijital içeriğin kaynağını doğrulamak için blok zinciri teknolojisinden yararlanıyor ve hatta bazı platformlar eserleri “yakma” olanağı sunuyor. Bu da arzı kısıtlayıp talebi aratmak için motivasyon yaratıyor.

Opensea ve Rarible, sanatçıların eserlerini NFT haline dönüştürmesine olanak tanıyarak bu NFT’lerin hem açık artırma hem de sabit fiyatlı satışlarına aracılık yapıyor, yani eBay, Etsy gibi geleneksel platformlara benzeyen hizmetleri içerir. Hem kredi kartlarını, hem de Bitcoin, Ethereum gibi kripto ödemelerini kabul eden bir ödeme altyapısı sağlar.

Daha dar nişlere odaklanan pazar yerleri ‘mint etme‘ (NFT’nin kendisini oluşturma), pazarlama, küratörlük, fiyatlandırma önerileri, portföy izleyicileri ve hatta tam gelişmiş oyunlar gibi sayısız katma değerli hizmetler sunar. NBA‘in Top Shot platformu yalnızca platformun paketleyip pazarladığı basketbol koleksiyonlarına odaklanır, SuperRare, MakersPlace, KnownOrigin gibi platformlar görsel sanata odaklanır, küratörlük ve öneri hizmetleri sunar.

Rakam vermek gerekirse, market yerlerin en büyüğü Opensea Kasım Ayı rakamlarına göre 10 milyar USD’ı aşan toplam satış rakamı ile zirveye oturdu.

Bu yıl içinde büyük moda markaları, hem NFT hem de Metaverse kavramlarını iş modellerine adapte etmek ve bütünleşik pazarlama faaliyetlerine katmak için yeni fikirler geliştirip, işbirlikleri yaptılar. Adidas ‘Into The Metaverse’ sloganı ile çıkardığı 30,000 adetlik NFT koleksiyonu saatler içinde tükendi.
Nike, bu yıl içinde oluşan ve özellikler dijital moda da inanılmaz başarılar elde eden RTFKT i satın alarak NFT dünyasında yaptıklarını farklı bir noktaya taşıdı. Dijital Moda ile ilgili başka startup ve yenilikleri keşfetmek için yazıma göz atabilirsiniz.

Bu yıl dünyaca ünlü sanatçıların, müzisyenlerin, ‘celebrity’ lerin bir çok NFT projesi yarattığını gördük. Paris Hilton ve son olarak Melania Trump bile kendi NFT’leri ile akıma dahil oldular. Türkiye’den ise, Saba Tümer, Cüneyt Özdemir, Cem Yılmaz ilk aklıma gelenler. Tabi NFT dünyasında şu an iyi işler yapan, söz sahibi pek çok Türk sanatçı da var. Bu isimler başka bir yazının konusu.

2022 yılında muhtemelen ‘NFT‘ve ‘Metaverse‘ ile ilgili daha çok konuşacağız. Bir şeyler üretiyorsanız ve bu konuda başlangıç yapmak isterseniz öncelikle Twitter’ da NFT, cryptoart gibi hashtag leri kullanıp aramalar yapabilirsiniz. Discord ve Telegram kanallarını aktif olarak kullanmaya çalışın, ki bu konuda ben de kendimi geliştiriyorum. Opensea, Makersplace, SuperRare, Hic et nunc gibi pazar yerlerini inceleyin. Bir dijital cüzdan oluşturun. Sanatçıların ürettiklerine, koleksiyon sahiplerinin topladığı işlere bakın. Yeni Başlayanlar İçin NFT yazım da size yol gösterebilir.

Sanat üretmiyor olsanız da NFT iş modellerini, sundukları değer yapısını, topluluk oluşturmaktaki başarılı taktiklerini, startup’ların iş fikirlerini ve dünyaca ünlü markaların bu teknolojiye yaklaşımlarını kendi mevcut iş planı ve sisteminize aktarmak için rol model alabilirsiniz.

Yeter ki değişimin, yeniliğin bir parçası olun.

%d bloggers like this: